VAHİY (GÖKSEL AÇIKLAMA)
(Kuzu’nun Yengisi)
Önsöz
Kutsal Kitap’ın son yazısı (Apokalypsis: Açıklama, gösterme,
bildirme) eskatologya*
ile ilgilidir. Çağdaş okuyucuyu uğraştıran
betimlemeler, simgeler, tanımlarla doludur.
Bugün anlaşılması güç olan bu soyut
açıklamalar, Vahiy’in yazıldığı dönemde
okuyucunun kolaylıkla anlayabileceği
bir yazı biçimidir.
Tanrı esinlemesiyle birinci yüzyılın sonlarında bu parçayı
yazan kişi kendini Yuhanna diye tanıtır.
Bu göksel açıklamanın içeriğini Tanrı
İsa Mesih’e verdi. O da gönderdiği bir
melek aracılığıyla uşağı Yuhanna’ya
bildirdi (1:1,2). Konu kısa zamanda
olacak olayları kapsamaktadır. Çağların
sonuyla ilgili olduğundan, buna eskatologya*
yazısı denir.
Bu yazı dirilip göklere yükselen Mesih’in Anadolu’daki yedi
kilise topluluğunun meleğine (vaizine)
gönderdiği yedi bildiriyle başlar (beşi
uyarı, ikisi övgü). Okuyucu bundan sonra
Tanrı’ya ve Kuzu’ya ilişkin görmelerle
(4:1-5:14), ardından yedi mühürle, bunların
açılmasında da yedi görmeyle karşılaşır
(6:1-8:1).
Bunları yedi boru sesi ve boruların ötüşünde yedi görme
izler (8:2-9:21; 11:15-19). Altıncıyla
yedinci mühür ve boru sesi arasında
olayların gelişimi anlatılırken değişik
bir durumla yüz yüze geliriz (7:1-17;
10:1-11:14). Daha sonra Yuhanna gökte
ulu bir görmeyle karşılaşır (12:1-8).
Tanrı’ya karşı çıkan üç canavar (12:9-13:1-18),
Sion Dağı’nda Kuzu’yla bağlıları (14:1-20),
yedi altın tasta yedi büyük sıkıntıyı
taşıyan yedi melek görür (15:1-16:21).
Ardından başka yargılamalar gelir (17:1-19:21). Kitap Kuzu’nun
kesin yengisiyle son bulurken, bin yıllık
Mesih hükümranlığı ve yeni gök, yeni
yer, yeni Yeruşalim belirir (20:1-22:21).
Kurulu düzende eşi benzeri görülmemiş,
yüceden inen kendine özgü görkemli bir
kent.
Giriş 1-3
İsa Mesih’in açıklayışı. Tanrı kısa
zamanda olması gereken olayları uşaklarına
göstersin diye bunu Mesih’e verdi. O
da gönderdiği meleği aracılığıyla uşağı
Yuhanna’ya bildirdi bunu. 2Yuhanna Tanrı Sözü’ne tanıklıkta bulundu. Ve İsa Mesih tanıklığına ilişkin
gördüğü her şeye.. 3Bu peygamberlik sözlerini yüksek
sesle okuyan, onda yazılı olanları dinleyenler
hem de tutanlar mutludur. Çünkü vakit
yakındır.
ASYA EYALETİNDEKİ YEDİ KİLİSE
TOPLULUĞUNA YEDİ MEKTUP
Yazının Konusu 4-20
4Yuhanna’dan Asya eyaletindeki yedi kilise topluluğuna: Şimdi Var Olan’dan,
önceden Var Olan’dan, gelecek Olan’dan
sizlere kayra ve esenlik olsun. Hem
de, O’nun tahtı önündeki yedi Ruh’tan
5ve güvenilir tanık, ölülerin ilk-doğanı,
yeryüzü hükümranlarının başkanı İsa
Mesih’ten..
Bizleri sevene, kanıyla günahlarımızdan özgür
kılana.. 6Bizleri bir krallık yaptı O. Tanrı’sına
ve Baba’sına rahipler oluşturdu. O’na
çağlar [çağınca] yücelik ve güçlü egemenlik
yaraşır. Amin.
7İşte bulutlarla geliyor. Her göz O’nu görecek; bedenini delenler de O’nu görecek.
Evet, yeryüzündeki tüm ırklar O’nun
için dövünecek. Amin.
8“Alfa ve Omega* Ben’im” diyor Rab Tanrı, Şimdi
Var Olan,
önceden Var Olan ve
gelecek Olan Evrensel Egemen.
9Ben Yuhanna, İsa’yla ilgili acıda, O’nun hükümranlığında ve sabrında sizlerle
ortak olan kardeşiniz, Tanrı Sözü’ne
ve İsa’nın tanıklığına bağlılığım nedeniyle
Patmos denen adadaydım. 10Rab’bin Günü* Ruh yönetiminde dalınca geldim ve gerimden boru sesi
gibi güçlü bir ses duydum. 11Şöyle diyordu: “Gördüklerini kitaba
yaz ve yedi kentteki kilise topluluklarına
gönder: Efesos’a, İzmir’e, Bergama’ya,
Tiyatira’ya, Sardis’e, Filadelfiya’ya,
Laodikya’ya.”
12Benimle konuşanın kim olduğunu görmek için arkaya döndüğümde, yedi altın şamdan
gördüm. 13Şamdanların orta yerinde İnsanoğlu’na
benzeyen biri duruyordu. Ayaklarına
dek uzanan bir giysi giymişti. Göğsüne
altın bir kuşak sarılıydı.
14Başı, saçları yün gibi ak, kar gibi bembeyazdı. Gözleri ateş alevine benziyordu.
15Ayakları ocakta ateşle arıtılmış
tunç-gümüş alaşımı gibiydi. Sesi çağlayan
suların sesini anımsatıyordu. 16Sağ elinde yedi yıldız tutuyordu. Ağzından iki ağızlı keskin
bir kılıç çıkıyordu. Yüzü, tüm etkinliğiyle
parlayan güneş gibiydi.
17O’nu görünce ölü gibi ayaklarının dibine serildim. Sağ elini üstüme koyarak,
“Korkma, İlk ve Son Ben’im” dedi. 18“Diri Olan da Ben’im. Öldüm ve işte çağlar çağı diriyim. Ölümün ve ölüler
ülkesinin anahtarları
benim elimdedir. 19Şimdi gördüklerini, olanları ve
bundan sonra olacakları yaz.
20Sağ elimde gördüğün yedi yıldızla yedi altın şamdanın gizi şudur: Yedi yıldız
yedi kilise topluluğunun melekleridir. Yedi şamdan
da yedi kilise topluluğudur.”
Sevgisi Azalan Kilise Topluluğuna 1-7
“Efesos’taki kilise
topluluğunun meleğine yaz. Yedi yıldızı
sağ elinde tutan, yedi altın şamdanın
ortasında yürüyen şu sözleri bildiriyor:
2‘Yaptıklarını, emeğini, sabrını ve kötü kişilere göz yummadığını biliyorum.
Kendilerine haberci süsü vermelerine
karşın haberci olmayanları sınayıp onları
yalancı bulduğunu biliyorum. 3Sabrın bütündür; adıma bağlılığın
nedeniyle gösterdiğin dayananıklığı,
yorulmazlığı da biliyorum.
4“‘Ama senden yakındığım bir sorun var: Başlangıçtaki sevginden ayrıldın. 5Onun için, nerelerden düştüğünü anımsa, günahından dön ve başlangıçta yaptığın
işleri yap. Ters durumda günahından
dönmezsen sana geleceğim ve şamdanını
yerinden kaldıracağım.
6“‘Ama sağlıklı bir özelliğin belirgindir: Nikolacılar’ın* işlerinden iğreniyorsun. Ben de onlardan iğreniyorum.
7Kulağı olan, Ruh’un kilise topluluklarına
ne dediğini işitsin.Yengi kazanana Tanrı’nın
cennetindeki yaşam ağacının ürününden
yeme yetkisini vereceğim.’”
Baskı Altında Yıpranan Kilise
Topluluğuna 8-11
8“İzmir’deki kilise topluluğunun meleğine yaz. İlk ve Son Olan, ölüp dirilen
şu sözleri bildiriyor:
9“‘Çektiğin acıyı ve yoksulluğu biliyorum. Yine de zenginsin. Kendilerine Yahudi
süsü verenlerin sana sövüp saydığını
da biliyorum. Oysa Yahudi olmamaları
bir yana, onlar şeytanın sinagogudur. 10Çekeceğin işkencelerden korkma. Bak, denenesiniz diye şeytan
aranızdan bazılarını cezaevine atacak.
On gün süreyle acı çekeceksiniz. Ölüme
dek güvenilir ol, sana yaşam tacını
vereceğim. 11Kulağı olan, Ruh’un kilise topluluklarına ne dediğini duysun. Yengi kazanan
ikinci ölümden zarar görmeyecek.’”
Ödün Veren Kilise Topluluğuna 12-17
12“Bergama’daki kilise topluluğunun meleğine yaz. İki ağızlı keskin kılıcı olan
şu sözleri bildiriyor:
13“‘Nerede oturduğunu biliyorum. Şeytanın tahtı olan yerdesin. Adıma sımsıkı
bağlısın. Tanığım, güvenilir inanlım
Antipas’ın, şeytanın oturduğu yerde,
aranızda öldürüldüğü günlerde bile bana
imanını yadsımadın.
14“‘Ama senden yakındığım birkaç sorun var. Orada Balaam’ın öğretisini tutan
bazı kişilere yataklık etmektesin. O
Balaam ki, yalancı tanrılara kesilen
sunuları yesinler, rasgele cinsel ilişkiye
girsinler diye İsrailoğulları’nı nasıl
suç işlemeye sürükleyeceğini Balak’a
öğretti. 15Tıpkı bunun gibi, senin aranda da Nikolacılar’ın öğretisini tutanlar var.
16Bunun için, günahından dön. Yoksa, tez elden sana geleceğim ve ağzımın kılıcıyla
onlara karşı savaşacağım. 17Kulağı olan, Ruh’un kilise topluluklarına
ne dediğini duysun. Yengi kazanana saklı
manna’*dan vereceğim. Ona beyaz bir taş da vereceğim. Bu taşın
üzerinde, onu alandan başka hiç kimsenin
bilmediği yeni bir ad yazılıdır.’”
Bir Yandan Düzenli, Öte Yandan
Düzensiz Kilise Topluluğuna 18-29
18“Tiyatira’daki kilise topluluğunun meleğine yaz. Gözleri ateşin alevi, ayakları
tunç-gümüş alaşımı gibi olan Tanrı Oğlu
şu sözleri bildiriyor: 19‘Yaptıklarını, sevgini, imanını, hizmetini ve sabrını biliyorum.
“‘Üstelik sonraki işlerin öncekilerden üstün.
20Ama senden yakındığım bir sorun
var. Çünkü, kendisine peygamber süsü
verip uşaklarıma rasgele cinsel ilişkiye
girmeyi ve yalancı tanrılara kesilen
sunuları yemeyi öğreterek onları kandıran
Yezebel adlı kadını hoş görüyorsun.
21Günahından dönsün diye kendisine
bir süre tanıdım; ama o rasgele cinsel
ilişkilerinden dönmek istemiyor. 22Bak, onun yaptığı işlerden dönmezlerse
ona yatakta acı çektireceğim; kendisiyle
cinsel uygunsuzluk yapanları da çok
büyük acıya düşüreceğim. 23Bu kadının çocuklarını ise kırıp
geçireceğim. O zaman tüm kilise toplulukları
yüreğin isteklerini ve aklın düşüncelerini
araştıran ben olduğumu ve her birinize
yaptıklarınıza yaraşır karşılığı vereceğimi
anlayacak.
24“Öte yandan, ‘Tiyatira’da geriye kalanlarınıza, bu öğretiyi benimsemeyenlere
konuşuyorum. Onların, şeytanın derin
gizleri dediği öğretiye sırt çeviren
sizlere bildiriyorum: Üzerinize başka
yük yüklemiyorum.
25“‘Yalnız, sizlerde olanı ben gelinceye dek sıkı tutun. 26Yengi kazanana ve sonuna dek işlerimi benimseyene uluslar üzerinde yetki vereceğim.
27Toprak kapları kırarcasına, demir
asayla güdecek onları. 28Bu yetki Babam’dan benim aldığım
yetki gibidir. Üstelik Çobanyıldızı’nı
da vereceğim o insana. 29Kulağı olan, Ruh’un kilise topluluklarına ne dediğini işitsin.’”
Ölü Kilise Topluluğuna 1-6
“Sardis’teki kilise
topluluğunun meleğine yaz. Tanrı’nın
yedi Ruhu’nu ve yedi yıldızı kendinde
bulunduran şu sözleri bildiriyor:
“‘Yaptıklarını biliyorum. Sanki yaşıyormuşsun
gibi bir adın var, oysa ölüsün.
2“‘Uyan. Geriye kalmış ve ölmeye
yüz tutmuş her ne varsa onları güçlendirmeye
bak. Çünkü Tanrım’ın önünde yaptıklarını
doruğa ermiş bulmadım. 3Bu nedenle, aldığın öğretiyi nasıl
duyduğunu anımsa. Onu benimse ve günahından
dön. Eğer uyanmazsan, hırsız gibi geleceğim.
Ve hangi saatte üzerine geleceğimi bilmeyeceksin.
4“‘Ama Sardis’te giysilerini kirletmemiş birkaç insanın var. Onlar benimle
birlikte ak giysilerle dolaşacak. Çünkü
yaraşıklı kişilerdir. 5Yengi kazanan böyle ak giysiler kuşanacak. Adını yaşam kitabından silmeyeceğim.
Onun adına Babam’ın ve meleklerinin
önünde açıkça tanıklık edeceğim. 6Kulağı olan, Ruh’un kilise topluluklarına ne dediğini duysun.’”
Önünde Açık Kapı Bulunan Kilise
Topluluğuna 7-13
7“Filadelfiya’daki kilise topluluğunun meleğine yaz. Kutsal olan, gerçek olan,
Davut’un anahtarını kendinde bulunduran
şu sözleri bildiriyor: O’nun açtığını
kimse kapatamaz, kapadığını da kimse
açamaz.
8“‘Yaptıklarını biliyorum. İşte önüne açık bir kapı koydum. Onu kimse kapatamaz.
Gücünün az olduğunu biliyorum. Buna
karşın, sözümü sıkı tuttun ve adımı
yadsımadın. 9Şeytanın sinagoguna bağlıyken
kendilerine Yahudi süsü verenlere bak
gör, ne edeceğim. Onlar Yahudi değiller;
dedikleri yalan. Gör bak, onları ayaklarının
dibine gelip eğilme ve seni sevdiğimi
anlama zorunda bırakacağım. 10Çünkü sabra ilişkin sözümü tuttun.
Yeryüzünde yaşayanları denemek için
tüm dünyaya gelecek olan denenme saatinde
ben de seni koruyacağım.
11“‘Tez geliyorum. Sende bulunanı sıkı tut, kimse tacını almasın. 12Yengi kazananı Tanrım’ın tapınağında direk yapacağım, gayrı yerinden hiç oynamayacak.
Tanrım’ın adıyla Tanrım’ın kentinin
adını yazacağım onun üzerine. Gökten,
Tanrım’dan inen yeni Yeruşalim kentinin
adıdır bu. Bunun yanı sıra, benim yeni
adımı da yazacağım. 13Kulağı olan, Ruh’un kilise topluluklarına
ne dediğini duysun.’”
Kendini Beğenmiş Kilise Topluluğuna 14-22
14“Laodikya’daki kilise topluluğunun meleğine yaz. Güvenilir ve gerçek tanık,
Tanrı yaratışının başı ve Amin şu sözleri
bildiriyor:
15‘Yaptıklarını biliyorum. Ne soğuksun, ne sıcak. Keşke ya soğuk, ya da sıcak
olsaydın. 16Ama ne soğuk ne sıcak, sadece
ılık olduğundan seni ağzımdan kusacağım.
17Çünkü şöyle diyorsun: «Zenginim, zenginleştim, hiçbir şeye gereksinimim yok.»
Ama düşkün, acınılacak durumda, yoksul,
gözü görmez, çıplak olduğunu bilmiyorsun.
18Seni öğütlerim: Benden ateşte
denenmiş altın satın al ki zenginleşesin.
Benden ak giysiler satın al ki kuşanasın.
Öyle ki, çıplaklığının utancı görünmesin.
Benden göz merhemi satın al ki, gözüne
sürüp göresin. 19Sevdiklerimi paylar, sıkıdüzene
koyarım. Bu nedenle çok çaba göster,
günahından dön. 20İşte bak, kapıda durup çalıyorum. Her kim sesimi duyup kapıyı açarsa, onun
yanına gireceğim. Ben onunla, o da benimle
birlikte akşam yemeği yiyeceğiz.
21“‘Yengi kazanana benimle birlikte tahtımda oturma hakkı vereceğim. Tıpkı benim
de yengi kazanıp Babam’la birlikte O’nun
tahtında oturduğum gibi. 22Kulağı olan, Ruh’un kilise topluluklarına ne dediğini duysun.’”
BÜYÜK GÜN AÇIKLANIYOR
Gökte Beliren Görme 1-11
Bundan sonra baktım
ve işte gökte açık bir kapı gördüm.
Benimle konuşan, boru sesine benzeyen
ilk sesi duydum. “Buraya gel!” dedi.
“Bundan sonra olması gerekenleri göstereceğim
sana.” 2Hemen Ruh yönetiminde dalınca
geldim. Gökte duran bir taht ve tahtta
oturan birini gördüm. 3Tahtta oturan yeşime, kırmızımsı akik taşına benziyordu. Tahtın çevresinde
zümrüt gibi bir gökkuşağı vardı. 4Bu tahtı yirmi dört başka taht
kuşatıyordu. Tahtlarda ak giysiler kuşanmış
yirmi dört İhtiyar oturuyordu. Başlarında
altın taçlar vardı. 5Tahttan şimşek parıltıları, sesler,
gök gürlemeleri çıkıyordu; önünde alev
saçan yedi meşale yanıyordu. Bunlar
Tanrı’nın yedi ruhudur. 6Tahtın önündeki billur gibi deniz
sanki camdandı.
Tahtın önünde ve çevresinde, önleri arkaları gözlerle
dolu dört yaratık duruyordu. 7İlk yaratık aslana benziyordu, ikinci yaratık danaya. Üçüncü yaratığın insan
yüzüne benzer bir yüzü vardı. Dördüncü
yaratık ise uçan bir kartala benziyordu.
8Dört yaratıktan her birinin altışar
kanadı vardı; içleri de dışları da gözlerle
doluydu. Gece gündüz durmak dinlenmek
bilmeden sesleniyorlardı:
“Kutsal, kutsal, kutsal Rab Tanrı, Evrensel Egemen.
Önceden Var Olan, şimdi Var Olan ve gelecek Olan.”
9Dört yaratık tahtta oturana, çağlar çağı diri Olan’a yücelik, onur ve teşekkür
sununca, 10yirmi dört İhtiyar tahtta oturanın
önünde yere kapanır, çağlar çağı diri
Olan’a tapınırlar. Taçlarını tahtın
önünde bırakarak şu ezgiyi söylerler:
11“Rabbimiz ve Tanrımız!
Yüceliği, onuru, gücü almak sana yaraşır.
Çünkü her şeyi sen yarattın.
Her şey senin isteğin uyarınca var oldu ve yaratıldı.”
Gelecek Olayların Mühürlü Kitabı
ve Kuzu 1-10
Tahtta oturanın sağ
elinde bir kitap gördüm. İçi, arkası
yazılıydı ve yedi mühürle mühürlenmişti.
2Güçlü bir melek gördüm. Yüksek sesle ilan ediyordu:
“Kitabı açmaya ve mühürlerini çözmeye yaraşan
kimdir?” 3Ne gökte, ne yeryüzünde, ne de
yeraltında kitabı kimse açamadı, içine
bakamadı. 4Acı acı ağladım. Çünkü kitabı açmaya da, içine bakmaya da yaraşan biri bulunamamıştı.
5İhtiyarlar’dan biri bana, “Ağlama!”
dedi. “Bak, Yahuda soyunun aslanı, Davut’un
kökü, kitabı ve yedi mührünü açmak için
yengi kazandı.”
6Tahtın ve dört yaratığın ortasında dikilen, çevresi İhtiyarlar’la kuşatılmış
bir Kuzu gördüm. Boğazlanmış izlenimini
veriyordu. Yedi boynuzu yedi gözü vardı.
Bunlar Tanrı’nın tüm yeryüzüne gönderilen
yedi ruhudur. 7Kuzu geldi, tahtta oturanın sağ elinden kitabı aldı. 8Kuzu kitabı alınca, dört yaratıkla yirmi dört İhtiyar O’nun önünde yere kapandı.
Her birinde birer harp vardı; aynı zamanda
buhur dolu altın taslar vardı.. Buhurlar
kutsal yaşamlıların dualarıdır. 9İhtiyarlar yeni bir ezgi söylüyordu:
“Kitabı almaya, mühürlerini açmaya yaraşan sensin.
Çünkü boğazlandın ve kanınla Tanrı’ya
Her soydan, her dilden, her halktan, her ulustan
insanlar satın aldın.
10Onları Tanrımız’a bir krallık
yaptın, rahipler kıldın.
Onlar yeryüzünde hükümranlık sürecek.”
Gökteki Topluluğun Ezgisi 11-14
11Bir baktım; tahtın, yaratıkların ve İhtiyarlar’ın çevresinde pek çok meleğin
sesini duydum. Sayıları milyonları buluyordu.
Binlerce ve binlerce. 12Yüksek sesle şöyle diyorlardı:
“Boğazlanan Kuzu gücü, zenginliği, bilgeliği,
güçlülüğü,
onuru, yüceliği, kutluluğu almaya yaraşandır.”
13Gökteki, yeryüzündeki, yeraltındaki ve denizdeki her yaratığın ve bunlardaki
her varlığın dediğini duydum:
“Tahtta oturana ve Kuzu’ya çağlar çağı kutluluk,
onur,
yücelik ve güçlü egemenlik olsun.”
14Dört yaratık, “Amin” dedi. İhtiyarlar yere kapanıp tapındı.
KUZU YEDİ MÜHRÜ ÇÖZÜYOR
Birinci Mühür: Yengi Kazanan Atlı 1,2
Kuzu yedi mühürden
birini açınca baktım, dört yaratıktan
birinin gök gürlemesini ansıtan bir
sesle, “Gel!” dediğini duydum.
2Baktım, beyaz bir at belirdi. Binicisinin elinde bir yay vardı. Kendisine
bir taç verildi. Yengi ardına yengi
kazanmaya gitti.
İkinci Mühür: Savaşan Atlı 3,4
3Kuzu ikinci mührü açınca ikinci yaratığın, “Gel!” dediğini duydum. 4Al renkte başka bir at çıkageldi. Binicisine yeryüzünden barışı kaldırma ve
birbirlerini boğazlasınlar diye insanları
ayartma yetkisi verildi. Kendisine bir
de büyük kılıç verildi.
Üçüncü Mühür: Kıtlık, Pahalılık
Getiren Atlı 5,6
5Kuzu üçüncü mührü açınca, üçüncü yaratığın, “Gel!” dediğini duydum.
Baktım, kara yağız bir at belirdi. Binicisinin
elinde bir terazi vardı. 6Dört yaratığın ortasında sese
benzer bir açıklama duydum: “Bir günlük
yiyeceğe yeter buğday bir dinara*, üç günlük yiyeceğe yeter arpa bir dinara. Ama zeytinyağına,
şaraba el sürme.”
Dördüncü Mühür: Ölüm Getiren Atlı 7,8
7Kuzu dördüncü mührü açınca, dördüncü yaratığın, “Gel!” dediğini duydum.
8Baktım, solgun bir at belirdi. Binicisinin adı ‘Ölüm’dü. Ölüler ülkesi de
onu izliyordu. Onlara yeryüzünün dörtte
biri üzerine yetki verildi; insanları
kılıçla, kıtlıkla, salgınla ve yerin
yırtıcı hayvanlarıyla öldürsünler diye..
Beşinci Mühür: Ruhsal Tanıklıkları
İçin Ölenlerin İniltisi 9-11
9Kuzu beşinci mührü açınca, Tanrı Sözü ve ruhsal tanıklıkları için ölenlerin
canlarını sunağın altında gördüm. 10Yüksek sesle bağırdılar: “Ey egemen
Rab! Kutsal ve gerçeksin sen. Yeryüzünde
yaşayanları ne zaman yargılayacak, onlardan
kanımızın öcünü ne zaman alacaksın?”
11Onların her birine ak giysiler verildi ve kendilerine kısa bir süre daha dinlenmeleri
bildirildi: Onlar gibi öldürülecek olan
hizmet arkadaşlarının ve kardeşlerinin
sayısı tümleninceye dek..
Altıncı Mühür: Tanrı’nın Korkutucu
Öfkesi 12-17
12Kuzu altıncı mührü açınca baktım, güçlü bir deprem oldu. Güneş kara kıldan
dokunmuş bir torbaya dönüştü. Dolunay
da kan kırmızısı oldu. 13Göğün yıldızları yeryüzüne saçıldı. Bu, güçlü rüzgârla sarsılan incir ağacının
üzerindeki ham incirleri fırlatması
gibiydi. 14Gökler dürülen bir kitap tomarı gibi kayboldu. Her dağ her ada yerinden kaldırıldı.
15Yeryüzünün hükümranları, ileri gelenleri, komutanları, zenginleri, güçlüleri,
kölesi özgürü mağaralara ve dağların
kovuklarına saklandı. 16Dağlara kayalara, “Üzerimize yıkılın” dediler. “Tahtta oturanın yüzünden ve
Kuzu’nun öfkesinden bizi gizleyin. 17Çünkü onların öfkesinin büyük
günü geldi. Kim buna dayanabilir?”
İsrailoğulları’ndan 144.000 Kişi
Mühürleniyor 1-8
Bundan sonra yeryüzünün
dört köşesinde duran dört melek gördüm.
Bunlar yere, denize, ağaca rüzgâr esmesin
diye, yeryüzünün dört yönüne doğru esen
rüzgârları zorla tutuyorlardı. 2Sonra Gündoğusu’ndan çıkan başka
bir melek gördüm. Diri Tanrı’nın mührünü
taşıyordu. Kendilerine yeri ve denizi
kırıp geçirme yetkisi verilen dört meleğe
yüksek sesle bağırdı: 3“Tanrımız’ın uşaklarının alnına mühür vurmamızı bekleyin. O vakte dek yeri,
denizi, ağaçları kırıp geçirmeyin.”
4Alınlarına mühür vurulanların
sayısını duydum. İsrailoğulları’nın
tüm soylarından yüz kırk dört bin kişiydi:
5Yahuda soyundan on iki bin kişi
mühürlendi.
Ruben soyundan on iki bin kişi,
Gad soyundan on iki bin kişi,
6Aşer soyundan on iki bin kişi,
Naftali soyundan on iki bin kişi,
Manasse soyundan on iki bin kişi,
7Simeon soyundan on iki bin kişi,
Levi soyundan on iki bin kişi,
İssakar soyundan on iki bin kişi,
8Zebulun soyundan on iki bin kişi,
Yusuf soyundan on iki bin kişi,
Benyamin soyundan on iki bin kişi mühürlendi.
Kurtulanların Sayısı Hesaba Gelmez 9-17
9Bu olaylardan sonra baktım, kimsenin sayamayacağı oranda büyük bir topluluk
gördüm: Her ulustan, her soydan, her
halktan, her dilden.. Tahtın ve Kuzu’nun
önünde duruyorlardı. Ak giysiler kuşanmışlardı.
Ellerinde hurma dalları tutuyor 10ve yüksek sesle bağırıyorlardı:
“Kurtarış tahtta oturan Tanrımız’a
ve Kuzu’ya özgüdür.”
11Bütün melekler tahtın, İhtiyarlar’ın, dört yaratığın çevresinde duruyordu.
Tahtın önünde yüzüstü yere kapanıp Tanrı’ya
tapındılar.
12“Amin, kutluluk, yücelik, bilgelik, şükür, onur, güç ve güçlülük çağlar çağı
Tanrımız’ındır” diyorlardı.
13Sonra, İhtiyarlar’dan biri bana dönerek, “Kimdir bu ak giysiler kuşanmış bireyler?”
diye sordu. “Nereden geldiler?”