| el-Cebbâr:
(The Compeller) whose might and power are
absolute
(No. 10) Kırılanları onaran, eksiklikleri
tamamlayan, dilediğini zorla yaptırmağa
muktedir olan. Mutlak ıslah ve kahredici
O’dur. Mutlak iradesini her durumda yürüten,
düzeni bozulan her şeyi tanzim eden, her
güçlüğü kolaylaştıran. Kur’ân’da 9 kez bulunmaktadır.
“O, öyle Allah’tır ki O’ndan başka tanrı
yoktur. Pâdişahtır, mukaddestir, selam (esenlik
veren), mü’min (güvenlik veren) müheymin
gözetip koruyan), azîz (üstün gaalib), cebbâr
(istediğini zorla yaptıran), mütekebbir
(çok ulu)dur!” (Haşr 59:23)
“Kimdir o izzet Kıralı? Kudretli ve cebbar
olan RAB, Cenkte cebbar olan RABDİR. Kimdir
o izzet Kıralı? Orduların RABBİ; İzzet Kıralı
odur.” (Mezmur 24:8 & 10)
Tahrif iddiasında bulunanlara göre Tanrı’nın
Kutsal Kitabı değişmişse, eksikliklerle
ve yanlışlıklarla kalmışlardır. Halbuki
bu konu hakkında Tanrı’nın “el-Cebbar” sıfatını
ele alırsak, görüyoruz ki, bir insan Tanrı’nın
kitabını değiştirip bozabilseydi, “el-Cebbar”
olan Tanrı hemen bunları düzeltip onları
orijinal haline tekrar getirirdi, çünkü
O düzeni bozulan her şeyi tanzim eder. Hiç
kimse Tanrı’ya karşı başarılı olarak çıkamaz,
çünkü O’dur dilediğini zorla yaptırmağa
muktedir olandır.
“Ve Yeremyanın ağzından Barukun yazmış
olduğu sözlerle tomarı kıral yaktıktan sonra,
Yeremyaya RABBİN şu sözü geldi: Yine kendine
başka bir tomar al, ve Yahuda kıralı Yehoyakimin
yakmış olduğu birinci tomarda olan evelki
bütün sözleri ona yaz.” (Yeremya 36:23-28)
el-Kadîr:
(The All Powerful One) who is able to do
what he pleases
(No. 69) İstediğini, istediği gibi yapmaya
gücü yeten. Kudret ve kuvvet sahibi, iktidar
sahibi. Her şeye gücü yeten, tam kudret
sahibi. Kur’ân’da 7 kez bulunur.
“Eğer Allah dileseydi, işitme güçlerini
de gözlerini de elbette alıp götürürdü.
Çünkü Allah herşeye Kadîr’dir.” (Bakara
2:20)
“Ve Abram doksan dokuz yaşında iken, RAB
Abrama göründü; ve ona dedi: Ben Kadir Allahım,
benim önümde yürü, ve kâmil ol.” (Tekvin
17:1)
Tanrı’nın dünyadan daha önemli eseri Kutsal
Kitap’tır. Şeytan insanlar cehenneme gitsinler
diye, Tanrı’nın kitaplarını bozmaya çalışır.
Şimdi, “Kutsal Kitap değiştirildi” diyenlere
şunu soruyoruz: Hırsız Şeytan (ya da onun
kullandığı insan) Tanrı’nın bu üç Kitabını
(Tevrât, Zebûr ve İncîl) çalarken, onları
bozup değiştirirken ve tahrif edip yok etmeye
çalışırken;
Yüce Tanrı derin uykular içinde mi uyukluyordu?
Tanrı’nın aklı veya gücü yok muydu? Kutsal
Kitap verildikten sonra Tanrı derin uykuya
mı yatmıştı? Sonra da Kur’ân’ın zamanında
mı güçlenip, akıllanmış ve uykusundan uyanmıştı?
“İnsan Allahı soyar mı?” (Malaki 3:8) Olur
mu böyle bir şey?! Böyle bir iddianın Tanrı’yla
ve gerçekle hiç bir alakası yoktur. Tanrı’ya
inanan hiç bir insanın kabul etmeyeceği
bu tür sözler çok yersiz sözlerdir. Ancak
Kutsal Kitab’ın değiştirildiğini veya tahrif
edildiğini iddia edenler neredeyse bu sözler
kadar gerçek dışı iddialarda bulunmakta
ve Yüce Tanrı’yı aciz gösterecek ifadeleri
kullanmaktadırlar.
“Hiç kimse güçlü adamın evine girip onun
malını çalamaz. Ancak önceden o güçlü adamı
bağlarsa, onun evini soyabilir.” (Markos
3:27)
“Tanrı’ya boyun eğin. İblis’e karşı durun,
o da sizden kaçacak.” (Yakup 4:7)
Şeytan kadir olan Tanrı’yı bağlayabilir
mi? Tahrif olduğunu iddia edenlerin mantığına
göre, öyle olmalıdır! Hâşâ, tövbe edin!
“İşte, sana cevap vereyim, bunda haklı değilsin;
Çünkü Allah insandan büyüktür.” (Eyub 33:12)
Şeytan Tanrı’dan daha güçlü değildir! Yukarıdaki
ayete göre, bir mü’min bile Şeytan’a karşı
durursa, Şeytan kaçacaktır. Tahrif iddiasında
bulunanlar bu ruhani savaşın hangi tarafına
katılıyorlar? Bunlar Şeytan’ın böyle bir
zafer kazandığını söyleyerek Şeytan’ın Tanrı’dan
daha büyük olduğunu ilan etmiş olmaktadırlar;
ister istemez Şeytan’ı yüceltmiş oluyorlar!
Böylece Şeytan’ın oyununa gelmektedirler!
“Şeytan’ın oyununa gelmeyelim. Çünkü onun
düzenlerini bilmez değiliz.” (2 Korintliler
2:11)
“Aklınızı kullanmıyor musunuz?” (Enbiyâ
21:10)
Tanrı her şeye Kadir mi, değil mi? Elbette,
Tanrı büyüktür! Tanrı her şeye Kadirdir!
Tahrif iddiası Tanrı’nın güvenilirliğine
ve koruyuculuğuna yöneltilmiş bir suçlama
değil midir? Güç olmadan bilgelik, zavallı
bir kurnazlıktan öteye gidemezdi. Bilgelik
olmadan güç de son derece korkutucu olurdu.
Ancak sınırsız bilgeliği ve sonsuz güçü
olan Tanrı’da bu iki sıfat tam bir uyum
içindir. Bu da Tanrı’yı tüm güvenimize layık
kılar. Artık zihinimizden Tanrı’yı küçük
ve kısıtlı gösteren düşünceleri çıkarmalıyız.1
Kur’ân’a göre, Kutsal Kitap (Tevrât, Zebûr
ve İncîl) Tanrı katından indirilmiş, alemlere
nur ve yol gösterici olan kitaplardır. Şüphesiz,
Kadir ve Hakim olan Tanrı alemlere nur ve
yol gösterici olan bir kitap indirdiyse,
onu her türlü tahrif, noksanlık ve tecavüzden
koruyacaktır. O zaman, “Tevrât,
___________________
1. Packer, İlâhiyat Serisi: Tanrı’yı Tanımak,
ss. 78 & 84.
Zebûr ve İncîl değiştirildi” diyenler
Tanrı’nın hakimiyetine karşı gelmiş bulunuyorlar.
Tanrı’nın emri olmadan daldan bir yaprak
bile kopmaz. “İki serçe kuşu bir meteliğe
satılmıyor mu? Ama Babanızın oluru olmadan
bunlardan bir teki bile yere düşmez. Öyleyse
korkmayın, siz birçok serçeden daha değerlisiniz.”
(Matta 10:29 & 31) Tanrı’nın sözü insanlar
için son derece önemlidir. O halde, Tanrı’nın
sözü kopar mı? Tanrı güvenilir mi, değil
mi? Tanrı kendi sözünü koruyabilir mi, koruyamaz
mı? Yoksa Tanrı aciz midir? Hâşa!
“Orduların RABBİ and edip dedi: Gerçek
nasıl düşündümse öyle olacak; ve nasıl tasarladımsa
öyle duracak. Çünkü orduların RABBİ tasarladı,
ve kim bozar? ve onun eli uzanmıştır, ve
onu kim geri çevirir?” (İşaya 14:24 &
27)
Tanrı’nın Hakimiyeti ve Kudretine bakarak,
mantıklı bir sonuç çıkıyor. Her aklı başında
kişi bilir ki, kudretinin bir sözüyle yeri
göğü tüm kainatı yaratan Allah kadir-i mutlaktır.
Yaratılmışların vücuda gelmesindeki mükemmellik,
kainata hükmeden tabiat yasalarının kusursuzluğu,
binlerce yıldan beri değişmeyen bu nizam,
Allah’ın aynı zamanda hakim (bilge) olduğunu
gösterir. Kadir ve hakim olan Allah’ın akıl
sahibi yaratıklarına düstur, kanunlarını
içeren bir kitap vermesi gerekecektir. Böylece
onlar yaratanla olan alakalarını, birbirlerine
karşı vazifelerini, sevabı, günahı öğrenip
ona göre yaşayacaklardır. Yoksa insanlık
sonu belirsiz bir kargaşalığın içinde bulurdu
kendini. Büyüğün küçüğünü yediği balıklar
gibi birbirlerini helak ederlerdi. Erdemin
rezillikten farkı kalmazdı.2
Hem Kitab-ı Mukaddes’e göre, hem de Kur’ân’a
göre Tanrı’nın sözü sabittir, ebedidir,
güvenilirdir ve dolayısıyla değiştirilemez.
Tanrı kutsal eserlerini değişikliklerden
veya tahriflerden korur. Yani, başka bir
deyimle Şeytan, Tanrı’dan daha güçlü değildir.
Yoksa siz Şeytanın, Tanrı’dan daha üstün
olduğuna mı inanıyorsunuz?
“Bilmedin mi? işitmedin mi? Ebedî Allah,
Rab, dünyanın uçlarını yaratan, zayıflamaz
ve yorulmaz; onun anlayışının derinliğine
erilmez.” (İşaya 40:28)
____________________
2. Gabriel, Din Alimleri Tartışıyor, s.
13.
“O şeytan sizi kendi dostlarından korkutuyor,
eğer inanmış iseniz, onlardan korkmayın,
benden korkun! İnkâra koşanlar seni üzmesin,
onlar Allah’a hiçbir zarar veremezler.”
(Al-i İmrân 3:175-176)
Kutsal Kitap kime
aittir? Allâh’a aittir! Ne Şeytan ne de
insan yüce Allâh’ın Kitaplarına zarar verebilir.
Onların hepsi Tanrı’nın fevkalade koruması
altındadır.
“Fakat sen, ya RAB, ebediyen tahtında oturursun;
ve anılman devirden devre sürer.” (Mezmur
102:12)
“O ebediyen ahdini, ve bin nesle kadar
buyurduğu sözü... Ebedi ahit olarak İsraile
teyit etti.” (Mezmur 105:8 & 11)
“Eski zamandan olan önceki şeyleri anın,
çünkü Allah benim, ve başkası yoktur; ben
Allahım, ve benim gibisi yoktur; sonu başlangıçtan,
ve henüz olmıyan şeyleri kadimden bildiren:
Öğüdüm duracak, ve bütün muradımı yapacağım,
diyerek, şarktan yırtıcı kuşu, uzak memleketten
öğüdümü yapacak adamı çağıran benim; evet,
ben söyledim ve yerine getireceğim; ben
tasarladım, ve onu yapacağım.” (İşaya 46:9-11)
en-Nûr:
(The Light) who illuminates both heaven
and earth
(No. 93) Münevvir ma’nasına Alemleri nurlandıran,
istediği sımalara, zihinlere ve gönüllere
nur yağdıran. Nurlandıran, nur kaynağı.
“Allah, göklerin ve yerin Nur’udur. Onun
nurunun örneği, içinde çerağ bulunan bir
kandile benzer. Kandil, bir sırça içerisindedir.
Sırça, inciden bir yıldız gibidir ki, doğuya
da batıya da nispeti olmayan bereketli bir
zeytin ağacından yakılır. Bu ağacın yağı,
neredeyse ateş dokunmasa bile ışık saçar.
Nur üzerine nurdur o. Allah, dilediğini
kendi nuruna kılavuzlar. Allah, insanlara
örnekler verir. Allah herşeyi bilmektedir.”
(Nur 24:35)
“Yeryüzü, Rabbinin nûruyla parıldamış,
Kitap ortaya konmuş, peygmberler, tanıklar
getirilip aralarında hakla hüküm verilmiştir.
Onlar asla haksızlığa uğratılmazlar.” (Zümer
39:69)
“Sözün adımlarım için çerağ, ve yolum için
ışıktır. Kelâmının açılışı nurlandırır;
Bön adamlara akıl verir.” (Mezmur 119:105
& 130)
“Nur, genel adlarından biri de kitap olan
vahyin yine genel adlarından biridir. (Bkz.
A’râf 7:157; Teğâbün 64:8; En’âm 6:91) Bu
iki genel ad bazı ayetlerde yan yana kullanılmakta
ve böylece kitap ile ışık arasındaki ilişkinin
erdiriciliğine ve kaçınılmazlığına dikkat
çekilmektedir.” (Bkz. Mâide 5:15; En’âm
6:91; Şûrâ 42:52)2
Hem Kitab-ı Mukaddes’e göre hem de Kur’ân-ı
Kerîme göre Tanrı’nın sözü “Nur”dur. Ferra’ya
göre, “Tevrât”, “ziya” ve “nur” anlamındadır.
Onunla hak sudur ettiği için bu ismi almıştır.3
Bu aynı zamanda Tanrı’nın kendi sıfatlarından
biridir: “en-Nur”dur. Ama buna karşı, eğer
Tanrı’nın sözü tahrif edilmiş olursa, bozulmuş
ise, Tanrı’nın Nur’unun durumu ne olurdu?
Fânî insanlar Yüce Tanrı’nın Nur’unu söndürebilir
mi hiç? Olamaz; bu mümkün değildir.
“Kötüye iyi, ve iyiye kötü diyenlerin;
karanlığı ışık yerine, ve ışığı karanlık
yerine koyanların...vay başına! (İşaya 5:20)
Ne Şeytan, ne de insan, Tanrı’nın Kutsal
Kitaptaki Nurunu söndürebilirler. Çünkü
böyle bir uğraş Tanrı’nın sıfatlarına ve
karakterine karşıdır. O zaman tahrif iddiasında
bulunanlara sormak gerekir: Siz güneşin
nurunu söndürebilir misiniz? Öylese, nasıl
oluyor da, sizler güneşin yaratıcısı “en-Nur”
olan Tanrı’nın Kutsal Kitab’ının nurunun
söndürülmüş olduğunu iddia ediyorsunuz?
Bilmiyormusunuz ki bu imkânsız bir şeydir?
“Size doğrusunu söyleyeyim, gök ve yer
ortadan kalkmadan, her şey gerçekleşmeden,
Kutsal Yasa’dan ufacık bir harf ya da bir
nokta bile eksilmeyecek.” (Matta 5:18)
O zaman bu sözleri kim yerine getirecektir.
Tabii ki, “En-Nur” olan Tanrı’nın ta kendisi
bu ayetin vaatlerini yerine getirecektir.
“Kutsal Yasa’dan ufacık bir harf ya da bir
nokta
____________________
2. Öztürk, Kur’ân’ın Temel Kavramları, s.
412.
3. Bkz. Fahreddin Râzî, Et-Tefsıru’l Kebir,
Daru’l Kutubu’l- İlmiyye, VII: s. 159; Adam,
1997, ss. 38-39.
bile eksilmeyecek:” Bu sözleri kim söyledi?
Hz. İsa Mesih. Kitab-ı Mukaddes’in eski
tercumesi bakarasak, İsa Mesih kendisinin
“nur” olduğu söylemiştir.
“Ben dünyanın nuruyum.” (Yuhanna 8:12)
“Dünyada oldukça, dünyanın nuruyum.” (Yuhanna
9:5)
“Nurunuz varken, nura iman edin, ta ki,
nur oğulları olasınız.” (Yuhanna 12:36)
Mademki Hz. İsa Mesih’in hayatı Tanrı’nın
“nur” sayılıyorsa, o zaman Mesih’in nurlu
sözleri de asla söndürülemez. “Değişiklik
olmayan nurlar Babası” olan Tanrı bunu müsaade
etmez.
“Her nimet, her mükemmel armağan, kendisinde
değişkenlik ya da döneklik gölgesi olmayan
Işıklar Babası’ndan, yukarıdan gelir.” (Yakup
1:17)
er-Rab:
(The Lord) the Master who is supreme in
authority
(Esmaül-Hüsna listesinde yoktur) Besleyip,
terbiye edip eğiten. Yarattıklarını belirlediği
bir programa uygun olarak, birtakım hedeflere
götüren. Tekamülü programlayıp yöneten.
“Biz sadece Rabbinin emrini indiririz-biz
ancak Rabbinin emriyle ineriz. Önümüzdeki,
arkadamızdaki ve bunlar arasındaki herşey
O’nundur. Rabbin asla unutkan değildir.
Göklerin, yerin ve bunlar arasındaki şeylerin
Rabbidir O. O’na kulluk-ibadet et ve O’na
ibadette sabırlı ol. O’na adaş olacak birini
biliyor musun?” (Meryem 19:64-65)
Eski Ahid’in İbranice dillinde, Adonai:
Efendimiz, Rab. Eski Ahit’te 622 kez kullanılır:3
Yeni Ahid’in Grekçe dilinde, “Kurios”; Rab;
“efendi” ya da “egemen” anlamına gelen Baba
Tanrı’ya, İsa Mesih’e ve Kutsal Ruh’a4 verilen
bir ünvan. İncîl’de Rab sıfatı 698 kez bulunmaktadır.5
____________________
3. Dake, Dake’s Annotated Reference Bible,
s. 70.
4. Zodhiates, The Complete Word Study New
Testament, s. 1098.
5. Dake, Dake’s Annotated Reference Bible,
s. 70.
“Ey salihler, RAB ile sevinin... Çünkü RABBİN
sözü doğrudur, ve bütün işleri sadakatledir...
Çünkü o söyledi, ve oldu, O emretti, ve
sabit durdu... RABBİN öğüdü ebediyen, yüreğinin
düşünceleri nesilden nesle durur.” (Mezmur
33:1, 4, 9 & 11)
Tanrı hem her şeyi bilir, hem de her şeye
gücü yeter, bu yüzden tasarılarını değiştirmesine
gerek yoktur. Ama Rab’bin planları sonsuza
dek sürer, yüreğindeki tasarılar kuşaktan
kuşağa geçer (Mezmur 33:11) Zamanda yaptıklarını
sonsuzlukta tasarlamıştır. Sonsuzlukta tasarladığı
her şeyi zamanda gerçekleştirir. Tanrı’nın
Kitab-ı Mukaddes’teki bildirmiş olduğu tüm
niyetleri için de aynı şey geçerlidir. Bunlar
değişmez. Tanrı’nın sonsuz tasarısının hiçbir
kısmı değişikliğe uğramaz.6
“Çünkü Allahınız RAB, o ilâhların Allahı,
ve rablerin Rabbi, şahısları saymıyan ve
rüşvet almıyan büyük, kudretli, ve heybetli
Allahtır.” (Tesniye 10:17)
“Ey Canım, RABBİ takdis et, Ya RAB Allahım,
çok büyüksün; Celâl ve haşmetle giyinmişsin.
(Mezmur 104:1)
“Er-Rab” olan Tanrı ne ile bizi besliyor?
Bizi ne ile eğitip terbiye ediyor? Tabi
ki, O’nun Kutsal Kitabıyla. Tanrı’nın insanlar
için tüm programı bu kitaplarda bulunmaktadır.
Peki, o kitaplar bozulsaydı, kimin programı
bozulmuş olurdu? “Er-Rab” “Adonai”, “Kurios”
olan Tanrı’nın programı bozulmuş olurdu.
O halde en yüksek efendimiz olan Rab Tanrı
artık insanları doğru olmayan bir şekilde,
yönetemez duruma düşmez mi? İnsanları besleyemeyip
terbiye edemez duruma düşmez mi? Bu zavallı
durum kimin yüceliğine gölge düşürür? Bu
durumda “er-Rab” olan Tanrı’nın yüceliğine
gölge düşmektedir, çünkü O Kutsal Kitabını
koruyamamıştır. Tahrif iddiasında bulunanların
tek var olabilecek sonucu budur. Tanrı’nın
yüceliğine gölge düşürüyorlar! Bu da Yüce
Rab’bimize karşı çok büyük bir günahtır!
Ama buna karşın gerçek müminler RABBİN mukaddes
ismine güvenmektedirler.
“Canımız RABBİ bekler; yardımımız ve kalkanımız
odur. Zira yüreğimiz onunla sevinir, çünkü
biz onun mukaddes ismine güvendik.” (Mezmur
33:20-21)
____________________
6. Packer, İlâhiyat Serisi: Tanrı’yı Tanımak,
s. 72. |