www.incilturk.com

 
 
 

 
 

 

 

 

Tanrı'nın Kudret ve Kuvveti

“Allah’tan başka ilah yok. Hayy’dır O, sürekli diridir; Kayyûm’dur O, kudretin kaynağıdır. Ne gaflet yaklaşır O’na ne kendinden geçme ne de uyku. Göklerde ne var, yerde ne varsa yalnız O’nundur. O’nun huzurunda, bizzat O’nun izni olmadıkça, kim şefaat edebilir! O, insanların önden gönderdiklerini de bilir, arkada bıraktıklarını da! İnsanlar O’nun bilgisinden, bizzat kendisinin dilediği dışında, hiçbir şeyi kavrayıp kuşatamazlar. Onun kürsüsü, gökleri ve yeri çepçevre kuşatmıştır. Göklerin ve yerin korunması O’na hiç de zor gelmez. Aliyy’dir, yüceliği sınırsızdır; Azîm’dir O, büyüklüğü sınırsızdır. (Bakara 2:255)


 

el-Cebbâr:


(The Compeller) whose might and power are absolute

(No. 10) Kırılanları onaran, eksiklikleri tamamlayan, dilediğini zorla yaptırmağa muktedir olan. Mutlak ıslah ve kahredici O’dur. Mutlak iradesini her durumda yürüten, düzeni bozulan her şeyi tanzim eden, her güçlüğü kolaylaştıran. Kur’ân’da 9 kez bulunmaktadır.

“O, öyle Allah’tır ki O’ndan başka tanrı yoktur. Pâdişahtır, mukaddestir, selam (esenlik veren), mü’min (güvenlik veren) müheymin gözetip koruyan), azîz (üstün gaalib), cebbâr (istediğini zorla yaptıran), mütekebbir (çok ulu)dur!” (Haşr 59:23)

“Kimdir o izzet Kıralı? Kudretli ve cebbar olan RAB, Cenkte cebbar olan RABDİR. Kimdir o izzet Kıralı? Orduların RABBİ; İzzet Kıralı odur.” (Mezmur 24:8 & 10)

Tahrif iddiasında bulunanlara göre Tanrı’nın Kutsal Kitabı değişmişse, eksikliklerle ve yanlışlıklarla kalmışlardır. Halbuki bu konu hakkında Tanrı’nın “el-Cebbar” sıfatını ele alırsak, görüyoruz ki, bir insan Tanrı’nın kitabını değiştirip bozabilseydi, “el-Cebbar” olan Tanrı hemen bunları düzeltip onları orijinal haline tekrar getirirdi, çünkü O düzeni bozulan her şeyi tanzim eder. Hiç kimse Tanrı’ya karşı başarılı olarak çıkamaz, çünkü O’dur dilediğini zorla yaptırmağa muktedir olandır.

“Ve Yeremyanın ağzından Barukun yazmış olduğu sözlerle tomarı kıral yaktıktan sonra, Yeremyaya RABBİN şu sözü geldi: Yine kendine başka bir tomar al, ve Yahuda kıralı Yehoyakimin yakmış olduğu birinci tomarda olan evelki bütün sözleri ona yaz.” (Yeremya 36:23-28)

el-Kadîr:
(The All Powerful One) who is able to do what he pleases

(No. 69) İstediğini, istediği gibi yapmaya gücü yeten. Kudret ve kuvvet sahibi, iktidar sahibi. Her şeye gücü yeten, tam kudret sahibi. Kur’ân’da 7 kez bulunur.

“Eğer Allah dileseydi, işitme güçlerini de gözlerini de elbette alıp götürürdü. Çünkü Allah herşeye Kadîr’dir.” (Bakara 2:20)

“Ve Abram doksan dokuz yaşında iken, RAB Abrama göründü; ve ona dedi: Ben Kadir Allahım, benim önümde yürü, ve kâmil ol.” (Tekvin 17:1)

Tanrı’nın dünyadan daha önemli eseri Kutsal Kitap’tır. Şeytan insanlar cehenneme gitsinler diye, Tanrı’nın kitaplarını bozmaya çalışır. Şimdi, “Kutsal Kitap değiştirildi” diyenlere şunu soruyoruz: Hırsız Şeytan (ya da onun kullandığı insan) Tanrı’nın bu üç Kitabını (Tevrât, Zebûr ve İncîl) çalarken, onları bozup değiştirirken ve tahrif edip yok etmeye çalışırken;

Yüce Tanrı derin uykular içinde mi uyukluyordu? Tanrı’nın aklı veya gücü yok muydu? Kutsal Kitap verildikten sonra Tanrı derin uykuya mı yatmıştı? Sonra da Kur’ân’ın zamanında mı güçlenip, akıllanmış ve uykusundan uyanmıştı?

“İnsan Allahı soyar mı?” (Malaki 3:8) Olur mu böyle bir şey?! Böyle bir iddianın Tanrı’yla ve gerçekle hiç bir alakası yoktur. Tanrı’ya inanan hiç bir insanın kabul etmeyeceği bu tür sözler çok yersiz sözlerdir. Ancak Kutsal Kitab’ın değiştirildiğini veya tahrif edildiğini iddia edenler neredeyse bu sözler kadar gerçek dışı iddialarda bulunmakta ve Yüce Tanrı’yı aciz gösterecek ifadeleri kullanmaktadırlar.

“Hiç kimse güçlü adamın evine girip onun malını çalamaz. Ancak önceden o güçlü adamı bağlarsa, onun evini soyabilir.” (Markos 3:27)

“Tanrı’ya boyun eğin. İblis’e karşı durun, o da sizden kaçacak.” (Yakup 4:7)

Şeytan kadir olan Tanrı’yı bağlayabilir mi? Tahrif olduğunu iddia edenlerin mantığına göre, öyle olmalıdır! Hâşâ, tövbe edin! “İşte, sana cevap vereyim, bunda haklı değilsin; Çünkü Allah insandan büyüktür.” (Eyub 33:12)

Şeytan Tanrı’dan daha güçlü değildir! Yukarıdaki ayete göre, bir mü’min bile Şeytan’a karşı durursa, Şeytan kaçacaktır. Tahrif iddiasında bulunanlar bu ruhani savaşın hangi tarafına katılıyorlar? Bunlar Şeytan’ın böyle bir zafer kazandığını söyleyerek Şeytan’ın Tanrı’dan daha büyük olduğunu ilan etmiş olmaktadırlar; ister istemez Şeytan’ı yüceltmiş oluyorlar! Böylece Şeytan’ın oyununa gelmektedirler!

“Şeytan’ın oyununa gelmeyelim. Çünkü onun düzenlerini bilmez değiliz.” (2 Korintliler 2:11)

“Aklınızı kullanmıyor musunuz?” (Enbiyâ 21:10)

Tanrı her şeye Kadir mi, değil mi? Elbette, Tanrı büyüktür! Tanrı her şeye Kadirdir! Tahrif iddiası Tanrı’nın güvenilirliğine ve koruyuculuğuna yöneltilmiş bir suçlama değil midir? Güç olmadan bilgelik, zavallı bir kurnazlıktan öteye gidemezdi. Bilgelik olmadan güç de son derece korkutucu olurdu. Ancak sınırsız bilgeliği ve sonsuz güçü olan Tanrı’da bu iki sıfat tam bir uyum içindir. Bu da Tanrı’yı tüm güvenimize layık kılar. Artık zihinimizden Tanrı’yı küçük ve kısıtlı gösteren düşünceleri çıkarmalıyız.1 Kur’ân’a göre, Kutsal Kitap (Tevrât, Zebûr ve İncîl) Tanrı katından indirilmiş, alemlere nur ve yol gösterici olan kitaplardır. Şüphesiz, Kadir ve Hakim olan Tanrı alemlere nur ve yol gösterici olan bir kitap indirdiyse, onu her türlü tahrif, noksanlık ve tecavüzden koruyacaktır. O zaman, “Tevrât,

___________________
1. Packer, İlâhiyat Serisi: Tanrı’yı Tanımak, ss. 78 & 84.


Zebûr ve İncîl değiştirildi” diyenler Tanrı’nın hakimiyetine karşı gelmiş bulunuyorlar. Tanrı’nın emri olmadan daldan bir yaprak bile kopmaz. “İki serçe kuşu bir meteliğe satılmıyor mu? Ama Babanızın oluru olmadan bunlardan bir teki bile yere düşmez. Öyleyse korkmayın, siz birçok serçeden daha değerlisiniz.” (Matta 10:29 & 31) Tanrı’nın sözü insanlar için son derece önemlidir. O halde, Tanrı’nın sözü kopar mı? Tanrı güvenilir mi, değil mi? Tanrı kendi sözünü koruyabilir mi, koruyamaz mı? Yoksa Tanrı aciz midir? Hâşa!

“Orduların RABBİ and edip dedi: Gerçek nasıl düşündümse öyle olacak; ve nasıl tasarladımsa öyle duracak. Çünkü orduların RABBİ tasarladı, ve kim bozar? ve onun eli uzanmıştır, ve onu kim geri çevirir?” (İşaya 14:24 & 27)

Tanrı’nın Hakimiyeti ve Kudretine bakarak, mantıklı bir sonuç çıkıyor. Her aklı başında kişi bilir ki, kudretinin bir sözüyle yeri göğü tüm kainatı yaratan Allah kadir-i mutlaktır. Yaratılmışların vücuda gelmesindeki mükemmellik, kainata hükmeden tabiat yasalarının kusursuzluğu, binlerce yıldan beri değişmeyen bu nizam, Allah’ın aynı zamanda hakim (bilge) olduğunu gösterir. Kadir ve hakim olan Allah’ın akıl sahibi yaratıklarına düstur, kanunlarını içeren bir kitap vermesi gerekecektir. Böylece onlar yaratanla olan alakalarını, birbirlerine karşı vazifelerini, sevabı, günahı öğrenip ona göre yaşayacaklardır. Yoksa insanlık sonu belirsiz bir kargaşalığın içinde bulurdu kendini. Büyüğün küçüğünü yediği balıklar gibi birbirlerini helak ederlerdi. Erdemin rezillikten farkı kalmazdı.2

Hem Kitab-ı Mukaddes’e göre, hem de Kur’ân’a göre Tanrı’nın sözü sabittir, ebedidir, güvenilirdir ve dolayısıyla değiştirilemez. Tanrı kutsal eserlerini değişikliklerden veya tahriflerden korur. Yani, başka bir deyimle Şeytan, Tanrı’dan daha güçlü değildir. Yoksa siz Şeytanın, Tanrı’dan daha üstün olduğuna mı inanıyorsunuz?

“Bilmedin mi? işitmedin mi? Ebedî Allah, Rab, dünyanın uçlarını yaratan, zayıflamaz ve yorulmaz; onun anlayışının derinliğine erilmez.” (İşaya 40:28)

____________________
2. Gabriel, Din Alimleri Tartışıyor, s. 13.


“O şeytan sizi kendi dostlarından korkutuyor, eğer inanmış iseniz, onlardan korkmayın, benden korkun! İnkâra koşanlar seni üzmesin, onlar Allah’a hiçbir zarar veremezler.” (Al-i İmrân 3:175-176)

Kutsal Kitap kime aittir? Allâh’a aittir! Ne Şeytan ne de insan yüce Allâh’ın Kitaplarına zarar verebilir. Onların hepsi Tanrı’nın fevkalade koruması altındadır.

“Fakat sen, ya RAB, ebediyen tahtında oturursun; ve anılman devirden devre sürer.” (Mezmur 102:12)

“O ebediyen ahdini, ve bin nesle kadar buyurduğu sözü... Ebedi ahit olarak İsraile teyit etti.” (Mezmur 105:8 & 11)

“Eski zamandan olan önceki şeyleri anın, çünkü Allah benim, ve başkası yoktur; ben Allahım, ve benim gibisi yoktur; sonu başlangıçtan, ve henüz olmıyan şeyleri kadimden bildiren: Öğüdüm duracak, ve bütün muradımı yapacağım, diyerek, şarktan yırtıcı kuşu, uzak memleketten öğüdümü yapacak adamı çağıran benim; evet, ben söyledim ve yerine getireceğim; ben tasarladım, ve onu yapacağım.” (İşaya 46:9-11)

en-Nûr:
(The Light) who illuminates both heaven and earth

(No. 93) Münevvir ma’nasına Alemleri nurlandıran, istediği sımalara, zihinlere ve gönüllere nur yağdıran. Nurlandıran, nur kaynağı.

“Allah, göklerin ve yerin Nur’udur. Onun nurunun örneği, içinde çerağ bulunan bir kandile benzer. Kandil, bir sırça içerisindedir. Sırça, inciden bir yıldız gibidir ki, doğuya da batıya da nispeti olmayan bereketli bir zeytin ağacından yakılır. Bu ağacın yağı, neredeyse ateş dokunmasa bile ışık saçar. Nur üzerine nurdur o. Allah, dilediğini kendi nuruna kılavuzlar. Allah, insanlara örnekler verir. Allah herşeyi bilmektedir.” (Nur 24:35)

“Yeryüzü, Rabbinin nûruyla parıldamış, Kitap ortaya konmuş, peygmberler, tanıklar getirilip aralarında hakla hüküm verilmiştir. Onlar asla haksızlığa uğratılmazlar.” (Zümer 39:69)

“Sözün adımlarım için çerağ, ve yolum için ışıktır. Kelâmının açılışı nurlandırır; Bön adamlara akıl verir.” (Mezmur 119:105 & 130)

“Nur, genel adlarından biri de kitap olan vahyin yine genel adlarından biridir. (Bkz. A’râf 7:157; Teğâbün 64:8; En’âm 6:91) Bu iki genel ad bazı ayetlerde yan yana kullanılmakta ve böylece kitap ile ışık arasındaki ilişkinin erdiriciliğine ve kaçınılmazlığına dikkat çekilmektedir.” (Bkz. Mâide 5:15; En’âm 6:91; Şûrâ 42:52)2

Hem Kitab-ı Mukaddes’e göre hem de Kur’ân-ı Kerîme göre Tanrı’nın sözü “Nur”dur. Ferra’ya göre, “Tevrât”, “ziya” ve “nur” anlamındadır. Onunla hak sudur ettiği için bu ismi almıştır.3 Bu aynı zamanda Tanrı’nın kendi sıfatlarından biridir: “en-Nur”dur. Ama buna karşı, eğer Tanrı’nın sözü tahrif edilmiş olursa, bozulmuş ise, Tanrı’nın Nur’unun durumu ne olurdu? Fânî insanlar Yüce Tanrı’nın Nur’unu söndürebilir mi hiç? Olamaz; bu mümkün değildir.

“Kötüye iyi, ve iyiye kötü diyenlerin; karanlığı ışık yerine, ve ışığı karanlık yerine koyanların...vay başına! (İşaya 5:20)

Ne Şeytan, ne de insan, Tanrı’nın Kutsal Kitaptaki Nurunu söndürebilirler. Çünkü böyle bir uğraş Tanrı’nın sıfatlarına ve karakterine karşıdır. O zaman tahrif iddiasında bulunanlara sormak gerekir: Siz güneşin nurunu söndürebilir misiniz? Öylese, nasıl oluyor da, sizler güneşin yaratıcısı “en-Nur” olan Tanrı’nın Kutsal Kitab’ının nurunun söndürülmüş olduğunu iddia ediyorsunuz? Bilmiyormusunuz ki bu imkânsız bir şeydir?

“Size doğrusunu söyleyeyim, gök ve yer ortadan kalkmadan, her şey gerçekleşmeden, Kutsal Yasa’dan ufacık bir harf ya da bir nokta bile eksilmeyecek.” (Matta 5:18)

O zaman bu sözleri kim yerine getirecektir. Tabii ki, “En-Nur” olan Tanrı’nın ta kendisi bu ayetin vaatlerini yerine getirecektir. “Kutsal Yasa’dan ufacık bir harf ya da bir nokta

____________________
2. Öztürk, Kur’ân’ın Temel Kavramları, s. 412.
3. Bkz. Fahreddin Râzî, Et-Tefsıru’l Kebir, Daru’l Kutubu’l- İlmiyye, VII: s. 159; Adam, 1997, ss. 38-39.
bile eksilmeyecek:” Bu sözleri kim söyledi? Hz. İsa Mesih. Kitab-ı Mukaddes’in eski tercumesi bakarasak, İsa Mesih kendisinin “nur” olduğu söylemiştir.

“Ben dünyanın nuruyum.” (Yuhanna 8:12)

“Dünyada oldukça, dünyanın nuruyum.” (Yuhanna 9:5)

“Nurunuz varken, nura iman edin, ta ki, nur oğulları olasınız.” (Yuhanna 12:36)

Mademki Hz. İsa Mesih’in hayatı Tanrı’nın “nur” sayılıyorsa, o zaman Mesih’in nurlu sözleri de asla söndürülemez. “Değişiklik olmayan nurlar Babası” olan Tanrı bunu müsaade etmez.

“Her nimet, her mükemmel armağan, kendisinde değişkenlik ya da döneklik gölgesi olmayan Işıklar Babası’ndan, yukarıdan gelir.” (Yakup 1:17)

er-Rab:
(The Lord) the Master who is supreme in authority

(Esmaül-Hüsna listesinde yoktur) Besleyip, terbiye edip eğiten. Yarattıklarını belirlediği bir programa uygun olarak, birtakım hedeflere götüren. Tekamülü programlayıp yöneten.

“Biz sadece Rabbinin emrini indiririz-biz ancak Rabbinin emriyle ineriz. Önümüzdeki, arkadamızdaki ve bunlar arasındaki herşey O’nundur. Rabbin asla unutkan değildir. Göklerin, yerin ve bunlar arasındaki şeylerin Rabbidir O. O’na kulluk-ibadet et ve O’na ibadette sabırlı ol. O’na adaş olacak birini biliyor musun?” (Meryem 19:64-65)

Eski Ahid’in İbranice dillinde, Adonai: Efendimiz, Rab. Eski Ahit’te 622 kez kullanılır:3 Yeni Ahid’in Grekçe dilinde, “Kurios”; Rab; “efendi” ya da “egemen” anlamına gelen Baba Tanrı’ya, İsa Mesih’e ve Kutsal Ruh’a4 verilen bir ünvan. İncîl’de Rab sıfatı 698 kez bulunmaktadır.5

____________________
3. Dake, Dake’s Annotated Reference Bible, s. 70.
4. Zodhiates, The Complete Word Study New Testament, s. 1098.
5. Dake, Dake’s Annotated Reference Bible, s. 70.
“Ey salihler, RAB ile sevinin... Çünkü RABBİN sözü doğrudur, ve bütün işleri sadakatledir... Çünkü o söyledi, ve oldu, O emretti, ve sabit durdu... RABBİN öğüdü ebediyen, yüreğinin düşünceleri nesilden nesle durur.” (Mezmur 33:1, 4, 9 & 11)

Tanrı hem her şeyi bilir, hem de her şeye gücü yeter, bu yüzden tasarılarını değiştirmesine gerek yoktur. Ama Rab’bin planları sonsuza dek sürer, yüreğindeki tasarılar kuşaktan kuşağa geçer (Mezmur 33:11) Zamanda yaptıklarını sonsuzlukta tasarlamıştır. Sonsuzlukta tasarladığı her şeyi zamanda gerçekleştirir. Tanrı’nın Kitab-ı Mukaddes’teki bildirmiş olduğu tüm niyetleri için de aynı şey geçerlidir. Bunlar değişmez. Tanrı’nın sonsuz tasarısının hiçbir kısmı değişikliğe uğramaz.6

“Çünkü Allahınız RAB, o ilâhların Allahı, ve rablerin Rabbi, şahısları saymıyan ve rüşvet almıyan büyük, kudretli, ve heybetli Allahtır.” (Tesniye 10:17)

“Ey Canım, RABBİ takdis et, Ya RAB Allahım, çok büyüksün; Celâl ve haşmetle giyinmişsin. (Mezmur 104:1)

“Er-Rab” olan Tanrı ne ile bizi besliyor? Bizi ne ile eğitip terbiye ediyor? Tabi ki, O’nun Kutsal Kitabıyla. Tanrı’nın insanlar için tüm programı bu kitaplarda bulunmaktadır. Peki, o kitaplar bozulsaydı, kimin programı bozulmuş olurdu? “Er-Rab” “Adonai”, “Kurios” olan Tanrı’nın programı bozulmuş olurdu. O halde en yüksek efendimiz olan Rab Tanrı artık insanları doğru olmayan bir şekilde, yönetemez duruma düşmez mi? İnsanları besleyemeyip terbiye edemez duruma düşmez mi? Bu zavallı durum kimin yüceliğine gölge düşürür? Bu durumda “er-Rab” olan Tanrı’nın yüceliğine gölge düşmektedir, çünkü O Kutsal Kitabını koruyamamıştır. Tahrif iddiasında bulunanların tek var olabilecek sonucu budur. Tanrı’nın yüceliğine gölge düşürüyorlar! Bu da Yüce Rab’bimize karşı çok büyük bir günahtır! Ama buna karşın gerçek müminler RABBİN mukaddes ismine güvenmektedirler.

“Canımız RABBİ bekler; yardımımız ve kalkanımız odur. Zira yüreğimiz onunla sevinir, çünkü biz onun mukaddes ismine güvendik.” (Mezmur 33:20-21)

____________________
6. Packer, İlâhiyat Serisi: Tanrı’yı Tanımak, s. 72.

 
 

© Copyright www.incilturk.com