| Hortumcu
operasyonlarını daha önceden duymuş muydunuz?
Ben ilk duyduğumda hava durumuyla ilgili
birşeyler zannetmiştim. Oysa internetten
haberleri okuyunca, anladım ki bankalardan
çok büyük miktarda para çalan,kaçıranlara
deniyormuş. Bu paralar öylesine fazla ki,
büyük ve çok güçlü bir doğa olayındaki ‘Hortum’
ile karşılaştırılıyor. Bu insanlar yıllarca
bankaların yüksek konumlarında bulunan,
güvenilir insanlardı. Ancak birgün öğrenildi
ki, gerçek göründüğü gibi değil. Bazıları
yurtdışına kaçtı, bazıları gözaltına alındı
ancak hortumlanan paraların açtığı derin
izleri kimse kapatamayacak görünüyor.
Öyle
düşünün ki, bu bankaları hortumlayan insanların
tekrar geri döndüklerini düşünün ve aynı
kişilere aynı işlerin tekrar verildiğini
düşünün. Tepkiniz ne olur? Tabii ki hemen
karşı çıkarsınız, çünkü güvenirliklerini
yitirmişlerdir. Bir de aynı kişinin üç kez
arka arkaya para kaçırdığını ve dördüncü
kez kendisine iş verildiğini düşünün. Eminim,
ilk gideceğimiz ve protesto edeceğimiz kişi
işe alınandan ziyade, böyle ‘büyük bir hatayı,
güvenilmez insanı’ işe alan kişinin kendisi
olacaktır. Arka arkaya üç kez hortumlamasına
rağmen böyle ‘güvenilmez karaktere’ sahip
birini işe alan kişi, halkın karşısında
‘güvenilirliğini’ yitirecektir. Bu patronun
kendisinin ‘güvenirliliği’ kalmayacaktır.
Tanrı’nın
üç kez arka arkaya tarihin en güvenilir
insanlarına, Kendi sözü olan önce Tevrat’ı
İbrahim’e, ardından Zebur’u Davud’a ve İncil’i
İsa’ya indirdiğine inanılır. Tevrat önce
insanların elinde bir şekilde değiştirilir
veya çarpıtılır, Tanrı ikinci bir kitap
olan Zebur’u gönderir. Aynı kitap yine insanlar
tarafında değiştirilir veya bozulur. Tanrı
bu kez üçüncü kez İncil’i gönderir ve İncil’de
önceki ikisinin hışmına uğrar. Şimdi Tanrı
dördüncü kez Kuran’ı göndermiştir. Doğal
olarak ilk üçünü insanlara beğendiremeyen
veya kalıcılığını sağlayamayan Tanrı, dördüncüsünü
‘son kez’ indirir.
Ben
burada Kuran’ı ve önceki Kutsal Kitapları
indiren Tanrı’nın karakterinde derin boşluklar
ve değişimler görmekteyim. Neden mi açıklayayım.
Öncekilerin ‘neden’ değiştirildiğine ilişkin
bugüne dek sağlam ve tatmin edici yanıtlar
henüz alamadım. Bazıları Tanrı’nın ‘o zamanın
ihtiyacına göre’ kitap indirdiği iddia edilir.
Burada ilk sorulan soru, Tanrı neden ‘o
zamana göre indirdi de, bu zamanda dek kalıcı
bir kitabı ilk Tevrat ile indirmedi?’ sorusunun
yanıtı sanıyorum hiçbir zaman yanıtlanamayacaktır.
Diğer
bir kuşkum, Tanrı’nın hakimiyetine Hristiyanlıkta
inanıldığı gibi İslamiyette de inanılmaktadır.
Tanrı herşeyin üzerinde hakimdir ve herşeye
gücü yeter. Ancak nedense insanların kendi
Sözlerinin bozulmasına göz yummuştur. Eğer
göz yummuşsa, demek ki O’nun isteği ve arzusu
dahilinde bozulmalar gerçekleşmiştir. Bu
bizi Tanrı’nın kendisinin Kendi Sözünün
bozulmasını istediği mantığına sürekler.
Tanrı Kendisi indirdi ve Kendisi insanların
Kendi Sözünü bozmasını istedi.
Hiçbir
zaman yanıt bulamayacağım sorum şudur: ‘Tanrı
önceki indirdiği ilk üç kitabın içlerine,
insanlara güven vermek için ‘Bu kitap son
kitaptır’ ayetini koymadan nasıl oldu da,
ilk insanların kendisine güvenmelerini sağladı?’
Bunun yanıtını bulmak olanaksızdır, çünkü
günümüz İslamiyetine göre ellerinde ‘bozulmamış’
Tevrat, Zebur veya İncil yoktur. Dolayısıyla
bu soru yanıtsız kalmaya mahkumdur.
Yukarıdaki
günümüz hortumcularına iş verildiğini düşünün,
Tanrı nasıl olurda öncekilerinin değişmesine
izin vererek sonrakilerine ‘değişmemeyi’
garantiliyor? İlk üç Kutsal Kitap göndermelerinde
‘kendisiyle çelişerek’, hem gönderip ardından
bozduran ve sonra dördüncü kez gönderen
Tanrı’nın ‘bozulmamayı’ nasıl garantileyeceğine
inanıyoruz? Elbette Kuran’da Kuran’ın değişmeyeceğine
ilişkin ayetler vardır. Ancak bu ayetler
ilk üç kitapta yok muydu? Bilemiyoruz. Tek
bildiğimiz bu ‘Son’. Daha fazla arama, düşünme,
soru sorma.
Güvenilmez
olan insana Tanrı’nın kendi kitaplarını
üç kez vermesinden sonra, hala Tanrı insana
‘nasıl’ güveniyor? Bu bende Tanrı’nın karakterinde
gariplik, değişkenlik anlayışı yaratıyor.
Özellikle hortumcuların çaldığı paralardan
daha da büyük önemi olan Tanrı Sözünün bu
şekilde ‘değiştirilmesi’, ben de Tanrı’daki
güveni ortadan kaldırmakta ve kişiliğine
karşı güvensizlik yaratmaktadır. Eğer duyguları,
insanları, çoğunluğu değil mantığımızı izleyeceksek
‘güvensizlik’ yaşamamak mümkün değildir.
Hristiyan
bakış açısından Tevrat, Zebur ve İncil diye
ayrı ayrı kitaplar yoktur. Tek bir Kutsal
Kitap vardır. Tevrat aynı zamanda Zebur’u
da kapsamaktadır. Günümüzde Zebur, Mezmurlar
veya Davud’un Mezmurları olarak adlandırılmaktadır.
Tanrı
İbrahim’e seslendiğinde ve O’na vaatlerini
bildiğinde Kendisinin dışında başka hiçbir
şeyin üzerine ‘yemin’ yani ‘antlaşma’ yapmadı.
Neden mi? Çok basit, çünkü TEK DEĞİŞMEYEN
ve GÜVENİLİR KARAKTER Tanrı’nın kendisidir.
Tanrı bunu .biliyordu. İbraniler 6.bölümde
şöyle yazar:
Tanrı İbrahim'e vaatte
bulunduğu zaman, üzerine ant içecek daha
üstün biri olmadığı için kendi üzerine ant
içerek şöyle dedi: 14«Seni kutsadıkça kutsayacağım
ve soyunu çoğalttıkça çoğaltacağım.» 15Ve
böylece sabırla dayanan İbrahim vaade erişti.
16İnsanlar kendilerinden daha üstün biri
üzerine ant içerler. Onlar için ant, söyleneni
doğrular ve her tartışmayı sona erdirir.
17Tanrı da, kendi amacının değişmezliğini
vaadin mirasçılarına daha açıkça belirtmek
isteyerek vaadini bir yeminle pekiştirdi.
Bugün
mahkemelerde insanlar yemin ederken ellerini
Kutsal Kitap üzerlerine koyarlar. Bu onların
‘tek değişmeyen’ Tanrı’yı temsil eden kitabın
adına doğruyu söyleyecekleri’ anlamına gelir.
Oysa biliyoruz ki, Kuran’dan önce bir değil,
iki değil, üç kez Tanrı sözü değiştirilmiştir.
Oysa Hristiyanlara göre Tanrı İbrahim ile
bile ‘kendi üzerine’ ant içerek ‘değişmezliğini’
ve ‘güvenirliliğini’ kanıtlamıştır. Eğer
Tanrı yemin ettiyse, demek ki Tevrat hiçbir
zaman değiştirilemeyecekti. İbrahim bunu
anladı ve Tanrı’nın değişmez karakterine
iman etti, güvendi.
İbraniler
6.bölümde devam eder:
‘Öyle
ki, önümüze konan ümide tutunmak için Tanrı'ya
sığınan bizler, Tanrı'nın yalan söylemesi
olanaksız olan bu iki değişmez şey aracılığıyla
büyük cesaret bulalım’
Güvendiğimiz
bu iki şey nedir?
1. Tanrı’nın İbrahim’e değişmez vaat vermesi
2. Tanrı’nın yemin ile bu antlaşmasını sonsuzluk
boyunca değişmez karakteri temeli üzerine
inşa etmesi. Kendi değişmezlik karakteriyle
antlaşmayı mühürlemesidir.
‘Canlarımız
için gemi demiri gibi sağlam ve güvenilir
olan bu ümit, perdenin öte tarafına geçer’
İbraniler 6:19 der. Sağlam olan biz değil
anlaşmanın kalıcılığına güvendiğimiz Tanrı’nın
kendisinden gelir. Tanrı günah işleyemez,
yalan söyleyemez, değişmez, sonsuzluk boyunca
sabittir. Gemi demirinin sağlamlığı, Tanrı’nın
günahsızlığını, değişmezliğini temsil eder.
Gemi demirinin güvenilirliği de, Tanrı’nın
değişmeyen karakterine olan güveni ifade
eder. Perde ise Tanrı’nın huzurunu anlatır.
Herşey Tanrı’nın değişmez, güvenilir karakterine
odaklanmıştır.
Kurtuluş
ümidinizi nereden alıyorsunuz? Eğer arkadaşlarınızı
izliyorsanız, imamınızı veya kilise önderinizi
kendi kurtuluşunuza ‘dayanak’ olarak gösteriyorsanız,
yanılıyorsunuz. Kutsal Kitap herkesin günahkar
olduğunu söyler. Biri akıllı olduğu için
‘sonsuz yaşamınızı’ ona bağlamanız, o kişiyi
Tanrı’nın karakterinden daha üstün tuttuğunuzu
gösterir ki, zaten bu kendisi günahtır ve
sonsuzluğa dek kalıcı olabilecek derecede
bir hatadır. Hristiyan olmak isteyenler
ve olanlar, hayatlarını ‘tek değişmez’ ve
‘güvenilir’ olan Yaradana dayandırmalı ve
iman etmelidirler. Sarı çizmeli Mehmet ağa
birşey söylediği için Hristiyan olunmaz
veya Hristiyan olmuşsanız da, imandan dönülmez.
Eğer
Hristiyanlığı araştırıyorsanız, aramanız
gereken şey Tanrı’nın ‘değişmezliği’ ve
‘güvenirliliği’dir. Tanrı insanları, cinlendirmiş
gibi ‘Kutsal Ruh’ yunancasıyla her kelimeyi
doğru stilde yazdıklarından emin olacak
şekilde kullanmadı. Eski ve Yeni Antlaşma
mesajlarının ‘güvenirliliklerini’, uyumluluklarını
ve Tanrı’nın hepsinin üzerindeki ‘ana amacını’
anlamaya çalışın.
İnandığınız
Tanrınızın ‘değişmezliğine’ ve ‘karakterine’
güveniyor musunuz?
|