www.incilturk.com

 
 
 

 
 

 

 

 

Tanrı'nın Güvenilir Karakteri ve İslamiyet

Öyle ki, önümüze konan ümide tutunmak için Tanrı'ya sığınan bizler, Tanrı'nın yalan söylemesi olanaksız olan bu iki değişmez şey aracılığıyla büyük cesaret bulalım. İbraniler 6:18


 

Hortumcu operasyonlarını daha önceden duymuş muydunuz? Ben ilk duyduğumda hava durumuyla ilgili birşeyler zannetmiştim. Oysa internetten haberleri okuyunca, anladım ki bankalardan çok büyük miktarda para çalan,kaçıranlara deniyormuş. Bu paralar öylesine fazla ki, büyük ve çok güçlü bir doğa olayındaki ‘Hortum’ ile karşılaştırılıyor. Bu insanlar yıllarca bankaların yüksek konumlarında bulunan, güvenilir insanlardı. Ancak birgün öğrenildi ki, gerçek göründüğü gibi değil. Bazıları yurtdışına kaçtı, bazıları gözaltına alındı ancak hortumlanan paraların açtığı derin izleri kimse kapatamayacak görünüyor.

Öyle düşünün ki, bu bankaları hortumlayan insanların tekrar geri döndüklerini düşünün ve aynı kişilere aynı işlerin tekrar verildiğini düşünün. Tepkiniz ne olur? Tabii ki hemen karşı çıkarsınız, çünkü güvenirliklerini yitirmişlerdir. Bir de aynı kişinin üç kez arka arkaya para kaçırdığını ve dördüncü kez kendisine iş verildiğini düşünün. Eminim, ilk gideceğimiz ve protesto edeceğimiz kişi işe alınandan ziyade, böyle ‘büyük bir hatayı, güvenilmez insanı’ işe alan kişinin kendisi olacaktır. Arka arkaya üç kez hortumlamasına rağmen böyle ‘güvenilmez karaktere’ sahip birini işe alan kişi, halkın karşısında ‘güvenilirliğini’ yitirecektir. Bu patronun kendisinin ‘güvenirliliği’ kalmayacaktır.

Tanrı’nın üç kez arka arkaya tarihin en güvenilir insanlarına, Kendi sözü olan önce Tevrat’ı İbrahim’e, ardından Zebur’u Davud’a ve İncil’i İsa’ya indirdiğine inanılır. Tevrat önce insanların elinde bir şekilde değiştirilir veya çarpıtılır, Tanrı ikinci bir kitap olan Zebur’u gönderir. Aynı kitap yine insanlar tarafında değiştirilir veya bozulur. Tanrı bu kez üçüncü kez İncil’i gönderir ve İncil’de önceki ikisinin hışmına uğrar. Şimdi Tanrı dördüncü kez Kuran’ı göndermiştir. Doğal olarak ilk üçünü insanlara beğendiremeyen veya kalıcılığını sağlayamayan Tanrı, dördüncüsünü ‘son kez’ indirir.

Ben burada Kuran’ı ve önceki Kutsal Kitapları indiren Tanrı’nın karakterinde derin boşluklar ve değişimler görmekteyim. Neden mi açıklayayım. Öncekilerin ‘neden’ değiştirildiğine ilişkin bugüne dek sağlam ve tatmin edici yanıtlar henüz alamadım. Bazıları Tanrı’nın ‘o zamanın ihtiyacına göre’ kitap indirdiği iddia edilir. Burada ilk sorulan soru, Tanrı neden ‘o zamana göre indirdi de, bu zamanda dek kalıcı bir kitabı ilk Tevrat ile indirmedi?’ sorusunun yanıtı sanıyorum hiçbir zaman yanıtlanamayacaktır.

Diğer bir kuşkum, Tanrı’nın hakimiyetine Hristiyanlıkta inanıldığı gibi İslamiyette de inanılmaktadır. Tanrı herşeyin üzerinde hakimdir ve herşeye gücü yeter. Ancak nedense insanların kendi Sözlerinin bozulmasına göz yummuştur. Eğer göz yummuşsa, demek ki O’nun isteği ve arzusu dahilinde bozulmalar gerçekleşmiştir. Bu bizi Tanrı’nın kendisinin Kendi Sözünün bozulmasını istediği mantığına sürekler. Tanrı Kendisi indirdi ve Kendisi insanların Kendi Sözünü bozmasını istedi.

Hiçbir zaman yanıt bulamayacağım sorum şudur: ‘Tanrı önceki indirdiği ilk üç kitabın içlerine, insanlara güven vermek için ‘Bu kitap son kitaptır’ ayetini koymadan nasıl oldu da, ilk insanların kendisine güvenmelerini sağladı?’ Bunun yanıtını bulmak olanaksızdır, çünkü günümüz İslamiyetine göre ellerinde ‘bozulmamış’ Tevrat, Zebur veya İncil yoktur. Dolayısıyla bu soru yanıtsız kalmaya mahkumdur.

Yukarıdaki günümüz hortumcularına iş verildiğini düşünün, Tanrı nasıl olurda öncekilerinin değişmesine izin vererek sonrakilerine ‘değişmemeyi’ garantiliyor? İlk üç Kutsal Kitap göndermelerinde ‘kendisiyle çelişerek’, hem gönderip ardından bozduran ve sonra dördüncü kez gönderen Tanrı’nın ‘bozulmamayı’ nasıl garantileyeceğine inanıyoruz? Elbette Kuran’da Kuran’ın değişmeyeceğine ilişkin ayetler vardır. Ancak bu ayetler ilk üç kitapta yok muydu? Bilemiyoruz. Tek bildiğimiz bu ‘Son’. Daha fazla arama, düşünme, soru sorma.

Güvenilmez olan insana Tanrı’nın kendi kitaplarını üç kez vermesinden sonra, hala Tanrı insana ‘nasıl’ güveniyor? Bu bende Tanrı’nın karakterinde gariplik, değişkenlik anlayışı yaratıyor. Özellikle hortumcuların çaldığı paralardan daha da büyük önemi olan Tanrı Sözünün bu şekilde ‘değiştirilmesi’, ben de Tanrı’daki güveni ortadan kaldırmakta ve kişiliğine karşı güvensizlik yaratmaktadır. Eğer duyguları, insanları, çoğunluğu değil mantığımızı izleyeceksek ‘güvensizlik’ yaşamamak mümkün değildir.

Hristiyan bakış açısından Tevrat, Zebur ve İncil diye ayrı ayrı kitaplar yoktur. Tek bir Kutsal Kitap vardır. Tevrat aynı zamanda Zebur’u da kapsamaktadır. Günümüzde Zebur, Mezmurlar veya Davud’un Mezmurları olarak adlandırılmaktadır.

Tanrı İbrahim’e seslendiğinde ve O’na vaatlerini bildiğinde Kendisinin dışında başka hiçbir şeyin üzerine ‘yemin’ yani ‘antlaşma’ yapmadı. Neden mi? Çok basit, çünkü TEK DEĞİŞMEYEN ve GÜVENİLİR KARAKTER Tanrı’nın kendisidir. Tanrı bunu .biliyordu. İbraniler 6.bölümde şöyle yazar:
Tanrı İbrahim'e vaatte bulunduğu zaman, üzerine ant içecek daha üstün biri olmadığı için kendi üzerine ant içerek şöyle dedi: 14«Seni kutsadıkça kutsayacağım ve soyunu çoğalttıkça çoğaltacağım.» 15Ve böylece sabırla dayanan İbrahim vaade erişti. 16İnsanlar kendilerinden daha üstün biri üzerine ant içerler. Onlar için ant, söyleneni doğrular ve her tartışmayı sona erdirir. 17Tanrı da, kendi amacının değişmezliğini vaadin mirasçılarına daha açıkça belirtmek isteyerek vaadini bir yeminle pekiştirdi.

Bugün mahkemelerde insanlar yemin ederken ellerini Kutsal Kitap üzerlerine koyarlar. Bu onların ‘tek değişmeyen’ Tanrı’yı temsil eden kitabın adına doğruyu söyleyecekleri’ anlamına gelir. Oysa biliyoruz ki, Kuran’dan önce bir değil, iki değil, üç kez Tanrı sözü değiştirilmiştir. Oysa Hristiyanlara göre Tanrı İbrahim ile bile ‘kendi üzerine’ ant içerek ‘değişmezliğini’ ve ‘güvenirliliğini’ kanıtlamıştır. Eğer Tanrı yemin ettiyse, demek ki Tevrat hiçbir zaman değiştirilemeyecekti. İbrahim bunu anladı ve Tanrı’nın değişmez karakterine iman etti, güvendi.

İbraniler 6.bölümde devam eder:

‘Öyle ki, önümüze konan ümide tutunmak için Tanrı'ya sığınan bizler, Tanrı'nın yalan söylemesi olanaksız olan bu iki değişmez şey aracılığıyla büyük cesaret bulalım’

Güvendiğimiz bu iki şey nedir?
1. Tanrı’nın İbrahim’e değişmez vaat vermesi
2. Tanrı’nın yemin ile bu antlaşmasını sonsuzluk boyunca değişmez karakteri temeli üzerine inşa etmesi. Kendi değişmezlik karakteriyle antlaşmayı mühürlemesidir.

‘Canlarımız için gemi demiri gibi sağlam ve güvenilir olan bu ümit, perdenin öte tarafına geçer’ İbraniler 6:19 der. Sağlam olan biz değil anlaşmanın kalıcılığına güvendiğimiz Tanrı’nın kendisinden gelir. Tanrı günah işleyemez, yalan söyleyemez, değişmez, sonsuzluk boyunca sabittir. Gemi demirinin sağlamlığı, Tanrı’nın günahsızlığını, değişmezliğini temsil eder. Gemi demirinin güvenilirliği de, Tanrı’nın değişmeyen karakterine olan güveni ifade eder. Perde ise Tanrı’nın huzurunu anlatır. Herşey Tanrı’nın değişmez, güvenilir karakterine odaklanmıştır.

Kurtuluş ümidinizi nereden alıyorsunuz? Eğer arkadaşlarınızı izliyorsanız, imamınızı veya kilise önderinizi kendi kurtuluşunuza ‘dayanak’ olarak gösteriyorsanız, yanılıyorsunuz. Kutsal Kitap herkesin günahkar olduğunu söyler. Biri akıllı olduğu için ‘sonsuz yaşamınızı’ ona bağlamanız, o kişiyi Tanrı’nın karakterinden daha üstün tuttuğunuzu gösterir ki, zaten bu kendisi günahtır ve sonsuzluğa dek kalıcı olabilecek derecede bir hatadır. Hristiyan olmak isteyenler ve olanlar, hayatlarını ‘tek değişmez’ ve ‘güvenilir’ olan Yaradana dayandırmalı ve iman etmelidirler. Sarı çizmeli Mehmet ağa birşey söylediği için Hristiyan olunmaz veya Hristiyan olmuşsanız da, imandan dönülmez.

Eğer Hristiyanlığı araştırıyorsanız, aramanız gereken şey Tanrı’nın ‘değişmezliği’ ve ‘güvenirliliği’dir. Tanrı insanları, cinlendirmiş gibi ‘Kutsal Ruh’ yunancasıyla her kelimeyi doğru stilde yazdıklarından emin olacak şekilde kullanmadı. Eski ve Yeni Antlaşma mesajlarının ‘güvenirliliklerini’, uyumluluklarını ve Tanrı’nın hepsinin üzerindeki ‘ana amacını’ anlamaya çalışın.

İnandığınız Tanrınızın ‘değişmezliğine’ ve ‘karakterine’ güveniyor musunuz?

 
 

© Copyright www.incilturk.com