incilturk.Com

 
 
 

 
 

 

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

 


 



Birinci Bölüm

Kutsal Yazıların öğrettikleri.

Tez 1:  İnsanoğlunun evrensel suçluluğu “özgür iradenin yanlış olduğunu kanıtlar.

Tez 2:  Günahın evrensel hakimiyeti “özgür iradenin yanlış olduğunu kanıtlar.

Tez 3:  “Özgür irade” ahlaki ve törensel yasayı yerine getirerek Tanrı kabulünü kazanamaz.

Tez 4:   Yasa, insanlara günah bilincini vererek, onları Mesih’e yönlendirmesi için tasarlanmıştır.

Tez 5:  Mesih’e iman ederek kurtuluşun alına bileceği öğretisi “özgür iradenin yanlış olduğunu kanıtlar.

Tez 6:  Kazanç ya da ödül kavramına hiçbir yer yoktur.

Tez 7:  “Özgür iradenin hiçbir değeri yoktur, çünkü insanın Tanrı karşısındaki doğruluğunun işlerle hiçbir ilgisi yoktur

Tez 8:  Bir dizi değişik savlar.

Tez 9:  Pavlus “özgür irade”yi çürütürken çok açık konuşmaktadır.

Tez 10:  Kutsal Ruh’a sahip olmayan insanın içinde bulunduğu durum,“özgür iradenin ruhsal hiçbir şey yapamayacağını gösterir.

Tez 11:  Mesih’e gelen kişiler, O’nu daha önce ne düşünmüş, ne aramış, ne de kendilerini O'na hazırlamışlardır.

Tez 12:  Günahlı bir dünyaya sunulan kurtuluş sadece iman aracılığıyla alınabilecek Mesih’in lütfudur.

Tez 13:  Yuhanna 3. Bölümdeki Nikodim örneği, “özgür irade”ye karşı çıkar.

Tez 14:  “Özgür iradenin hiçbir faydası yoktur çünkü kurtuluş yalnızca Mesih aracılığıyladır.

Tez 15: İnsanın müjdeye inanma yetisi yoktur, bu nedenle hiçbir çabası onu kurtaramaz.

Tez 16: Evrensel inançsızlık “özgür iradenin yanlış olduğunu kanıtlar.

Tez 17: Gerçek inanlılardaki “benliğin” gücü “özgür iradenin yanlış olduğunu kanıtlar.

Tez 18: Kurtuluşun “özgür irade”ye bağlı olmadığını bilmek, çok rahatlatıcı olabilir.

Tez 19: Tanrı’nın yüceliğine leke sürülemez.

Kutsal Yazılar, insanın kurtuluşu seçmek ve almak konusunda “özgür irade”si olduğu düşüncesine karşı duran birkaç orduya benzer. Ancak burada benim için bazı küçük birlikleriyle beraber Pavlus ve Yuhanna adında iki generali bu savaşa sokmak yeterli olacaktır.

Tez 1:   İnsanoğlunun evrensel suçluluğu “özgür    iradenin yanlış olduğunu kanıtlar.

Romalılar 1:18, istisnasız olarak her insanın Tanrı tarafından cezalandırılmayı hakkettiğini öğretir. “Haksızlıkla gerçeğe engel olan insanların bütün tanrısızlık ve haksızlığına karşı Tanrı’nın gazabı gökten açıkça gösterilir”. Eğer her insanın “özgür iradesi” varsa fakat istisnasız olarak hepsi Tanrı’nın gazabı altın dalarsa bu gerektirir ki onların “özgür iradeleri” onları sadece tek bir yöne doğru götürür - “tanrısızlık ve haksızlık”. Öyleyse, iyilik yapmaları için onlara yardım eden “özgür iradenin” gücü nerede? Eğer “özgü irade” varsa, insanları pek de kurtuluşa götürüyor gibi gözükmüyor çünkü onları Tanrı gazabının altında bırakıyor.

Ama bazı insanlar beni Pavlus’u çok iyi anlayamamakla suçluyor. Pavlus’un, “haksızlıkla gerçeğe engel olan insanların bütün tanrısızlık ve haksızlığına karşı…” diye geçen sözlerinin istisnasız olarak herkesin Tanrı gözünde suçlu olduğu anlamına gelmediğini söylüyorlar. Bu metnin, bazı insanların “haksızlıkla gerçeğe engel” olmayabileceklerini ima ettiğini ileri sürüyorlar. Ancak Pavlus’un burada kullandığı İbranice kalıp, başka hiçbir olasılığa yer bırakmaksızın, bütün insanların tanrısızlığı ve haksızlığı anlamına gelmektedir.

Bunun da ötesinde, Pavlus’un o sözlerden hemen önce neler yazdığına dikkat edin. 16. Ayette Pavlus, müjdenin “iman eden herkesin kurtuluşu için Tanrı’nın gücü” olduğunu söylemektedir. Bunun anlamı şu olmalıdır ki, müjdedeki Tanrı gücünden ayrı olarak hiç kimsede Tanrı’ya dönme gücü yoktur. Pavlus bunun hem Yahudiler hem de Yahudi olmayanlar için geçerli olduğunu söyleyerek devam etmektedir. Yahudiler, Tanrı’nın Yasasını en küçük detayına kadar biliyorlardı, fakat bu onları Tanrı’nın gazabından kurtaramadı. Aynı şekilde Grekler de kültürün getirdiği birçok faydayı tatmaktaydılar, ancak bu da onları Tanrı’ya olduklarından daha fazla yaklaştıramadı. Yahudiler ve Grekler, kendilerini Tanrı önünde aklayabilmek için çok çalışmaktaydılar. Ancak sahip oldukları tüm avantajlara ve “özgür iradelerine” rağmen, tamamen başarısız oldular. Pavlus, bu kişilerin hepsini suçlamakta bir an bile tereddüt etmemektedir.

Sonra, 17. Ayette Pavlus’un, “Tanrı’nın insanı akladığı…açıklanır” sözlerine dikkat edin. Yani, insana doğruluğu veren Tanrıdır. Ama Tanrı aptal değildir. Eğer insanların Tanrı’ya ihtiyaçları olmasaydı, Tanrı insana yardım ederek zamanını kaybetmezdi. İnsanlar her ne zaman iman ederlerse, bunun nedeni Tanrı’nın o kişilere gelip, müjdeyi göstererek, cehaletlerini ortadan kaldırmış olmasıdır. Bu olmaksızın, o insanlar hiçbir zaman kendilerini kurtaramazlar. İnsanlık tarihinde hiç kimse kendi kendine Tanrı’nın gazabını Kutsal Yazılarda açıklandığı şekilde düşünüp, anlamamıştır. Hiç kimse asla, eşsiz bir Kurtarıcının, İsa Mesih’in yaşamı ve hizmeti aracılığıyla Tanrı’yla barışmayı hayal bile etmemiştir. Aslında Yahudiler, peygamberlerinin bildirdikleri onca öğretiye rağmen Mesih’i reddetmişlerdir. Öyle gözüküyor ki, bazı Yahudi ve Greklerin ulaştıkları iyilik düzeyi, Tanrı’yı Kendi belirlediği yolla aramalarını engelledi çünkü her şeyi kendi bildikleri yolla yapmakta kararlıydılar. Bu nedenle, “özgür irade” ne kadar fazla çabalarsa, her şey o kadar kötüye gitmektedir.

İnanlılarla inanlı olmayanlar arasında, kendilerini kurtarma yetisine sahip olan üçüncü bir grup yoktur. Yahudi ve Grekler tüm insanlığı oluşturur ve hepsi Tanrı’nın gazabı altındadırlar. Hiç kimsenin Tanrı’ya dönme yetisi yoktur. İlk önce Tanrı kendisini onlara göstermelidir. Eğer gerçek “özgür iradeyle” keşfedile- bilecek olsaydı, bir yerde, bir Yahudi bunu yapardı! Ne Greklerin en karmaşık felsefeleri, ne de en iyi Yahudilerin en güçlü çabaları (Romalılar 1:21; 2:23,28 ve 29) Mesih’e iman etmeye onları bir adım yaklaştırmıştır. Diğer tüm insanlarla beraber onlar da suçlu günahkarlardı. Eğer her insanın “özgür iradesi” varsa, ve her insan suçlu ve mahkumsa, bu sözde “özgür irade” onları Mesih’e getirmede tamamen güçsüzdür. Yani, iradeleri aslında hiç de özgür değildir.

Tez 2:   Günahın evrensel hakimiyeti “özgür iradenin yanlış olduğunu kanıtlar.

Pavlus’un kendi öğretisini kendisinin açıklamasına izin vermeliyiz. Romalılar 3:9’da şöyle demektedir: “Şimdi ne diyelim? Biz Yahudiler diğer uluslardan üstün müyüz? Elbette değiliz. Biz daha önce ister Yahudi ister Grek olsun, herkesi günahın boyunduruğunda olmakla suçladık”.

Sadece tüm insanlar istisnasız olarak Tanrı önünde suçlu ilan edilmemektedirler, ama aynı zamanda onları suçlu yapan günaha tutsaktırlar da. Buna, Tanrı’nın Yasasına sahip oldukları için günahın boyunduruğunda olmadıklarını düşünen Yahudiler de dahildir. Ne Yahudiler ne de Grekler kendilerini bu boyunduruktan kurtarabildiklerine göre, açıkça görülür ki bir insanda iyilik yapmasına yardım edecek hiçbir güç yoktur.

Bu evrensel kölelik en iyi ve ahlaklı gibi gözüken insanları da kapsar. Bir insan iyilikte ne kadar ilerlerse ilerlesin, bu Tanrı bilgisi ile aynı şey değildir. İnsanın en mükemmel tarafı onun mantığı ve iradesidir ancak kabul edilmelidir ki, insanın bu en asil özelliği bozulmuştur. Pavlus Romalılar 3:10-12’de şöyle diyor: “Yazılmış olduğu gibi, ‘Doğru olan kimse yok, bir kişi bile yoktur. Anlayan kimse yok, Tanrı’yı arayan kimse yok. Hepsi yoldan saptılar, birlikte yararsız oldular. İyilik eden yok, bir kişi bile yoktur’.” Bu sözlerin anlamı son derece açıktır. Tanrı, mantıkta ve iradede tanınır, anlaşılır. Ancak kimse, doğal haliyle, Tanrı’yı tanımaz. Bu nedenle de insan iradesinin bozulmuş olduğu ve kendi başına insanın Tanrı’yı hiçbir şekilde tanıyamayacağı ya da O’nu hoşnut edemeyeceği sonucuna varmamız kaçınılmazdır.

Belki cesur bir kişi, eyleme geçirebildiklerimizden çok daha fazlasını yapabilecek kapasitede olduğumuzu söyleyecektir. Ancak burada bizi ilgilendiren konu yaptıklarımızdır; yapabileceklerimiz ya da yapamayacaklarımız değil.  Pavlus tarafından Romalılar 3:10-12’de alıntı yapılan Kutsal Kitap ayetleri böyle bir ayrım yapma hakkını bizlere vermemektedir. Tanrı insanın hem günahlı yetersizliğini hem de günahlı davranışlarını yargılamakta- dır. Eğer insanlar Tanrı’ya doğru en küçük bir adım bile atabilecek olsalardı, Tanrı’nın onları kurtarmasına gerek kalmazdı. Tanrı, insanların kendi kendilerini kurtarmalarına izin verirdi. Ancak hiçbir insanın bunu denemeye bile gücü yoktur.

Romalılar 3:19’da Pavlus her ağızın kapanmasını söyler çünkü hiç kimse Tanrı’nın kendilerine verdiği yargıya karşı çıkamaz. Bunun nedeni ise hiçbir kimse de Tanrı’nın övebileceği bir özellik yoktur -O’na dönebilecek özgür bir irade bile. Eğer bir kimse şöyle derse: “Bende biraz da olsa kendiliğimden Tanrı’ya dönme gücü (yetisi) var”, bu şu demektir ki, o kimse kendisinde Tanrı’nın yargılamayıp, öveceği bir şeyler olduğunu iddia etmektedir. Ağızı kapanmamıştır! Bu da Kutsal Yazıyla çelişir.

Tanrı, her ağızın kapanması gerektiğini söyler. Tanrı’nın önünde suçlu olan yalnızca belli bir grup insan değildir. Yargılananlar, sadece Yahudilerin arasındaki Ferisiler değildir. Eğer öyle olmasaydı, diğer Yahudilerin yasayı tutmak ve suçlu çıkarılmayı önlemek için kendi içlerinde güçleri olmuş olurdu. Ama insanların en iyisi bile tanrısızlıkla suçlanmaktadır. Tanrı Yasasını hiçbir şekilde tutmaya çalışmayanlar gibi onlar da ruhsal olarak ölüdürler. Tüm insanlar tanrısız ve suçludurlar, Tanrı tarafından cezalandırılmayı hakketmişlerdir.

Tez 3:   “Özgür irade” ahlaki ve törensel yasayı yerine getirerek Tanrı kabulünü kazanamaz.