Bu Sayfadaki Yazılar izinsiz Kullanılamaz

www.incilTurK.com

 
 
 

 
 

 

 
 
 
 
               

 

Sigara ve İçki


 

Sigara ve İçki

.Gök kubbesi altında yeryuvarlağında her soydan her boydan kadının ve erkeğin, gencin yaşlının, sağın solun, ortanın, dinlinin dinsizin ortaklaşa kullandığı, bir yandan tiksinti du-yarken onu benimser göründüğü nesneye sigara ya da tütün demişler. Bazılarca tabut çivisi diye adlandırılan bu keskin kokulu yanıltıcı, içkinin uyuşturucuların en yakın dostudur. Ka-dına erkeğe sevgi ile yaklaşan Tanrı çeşitli tutkularla boğuşana sağduyu çağrısını duyuru-yor: “Paranızı neden ekmek olmayan nesneye, emeğinizi de doyurmayan şeye harcıyor-sunuz? Beni iyi dinleyin, iyi olanı yiyin. Semiz şey neyse onunla lezzetlenin” (Yeşaya 55:2).

Sigarayla ilgili acıklı gerçeklerden biri genellikle buna gençlik çağında alışılmasıdır. Sigaranın en yakın yoldaşları, en başta kanser hastalığı ve bunun yanı sıra bir sürü hastalık zinciri ve erken yaşta ölümdür. Son yirmi-otuz yılda bilim uzmanlarının bu yıkıcı nesne üzerinde yoğun araştırmaları ve çalışmaları pek çok acıklı gerçeği önümüze serdi. Kanserin yanı sıra enfarktüs başta gelmek üzere çeşitli kalp hastalıkları, mide düzensizlikleri, pankreas bezi ve böbrek aksaklıkları, bilinç bozuklukları, sinir sarsıntılarının birçoğu, ayak-bacak kesilmesi doğrudan doğruya sigara tutsaklığından kaynaklanmakta. Son günlerde sigara tutkusunun şizofreniye bile katkıda bulunduğu sonucuna varıldı.

Bronşit, nefes darlığı, sürekli öksürük, hazım güçlüğü türünden birçok hastalığın kökeni yine sigarada. Hamile kadının fütursuzlukla sigarayı tüttürmesi karnındaki dölütü akla gelmedik hastalıklara ve ıstıraba açık bırakıyor. Ciğerlere oksijen gönderilecek yerde karbonmonoksit, arsenik ve katran gönderilerek zavallı dölüte zoraki sigara tüttürülüyor. Doğan çocuk normalden hafif hem de hastalıklar kapmaya her an açık. Bunun sonucunda bir sürü çocuk ölümle boğuşmakta. Sigara tutsağı genç kadın korksun!

Bu yanıltıcının sonu olmayan etkenleri güngünden kabarmakta, hem bedenin hem de ruhun her yanına dal budak salmakta. Neye benzer bu? Üzerine titrediğin değerli bilgisayarın kapağını aç, içine incecik kum serp, kapağı kapatıp onun düzenle çalışmasını bekle! Bilim gırtlak kanserine yakalananlardan yüzde 99’unun sigara tiryakisi olduğunu vurguluyor. Günde bir paket tütüren ellilik insan sigaraya el sürmeyen yetmiş beşlik bireyle eşit oranda hastalık göğüsleyebilme yeteneğini taşıyor sadece. Bronşitin oluşturduğu nefes borusu tıkanıklıklarının başlıca etkisi sigaranın taa kendisi.

Daima temiz havayı arayan, buna özenen zavallı ciğerler kirli ve zararlı dumanı içeri sindirmeye zorlanıyor. Ağızdan çekilen o zehirli duman burun deliklerinden dışarıya çıkıncaya dek dille anlatılamayan yıkıcı sonuçları beraberinde taşıyor. Beden parçalarının dili olsaydı her birinin bu yanıltıcıdan çektiği acıyı, ıstırabı açıklayışını dinlemek yürekleri burkardı. Gizli zarar gecinden sırıtır. Akciğerde bulunan nefes borularında sadece mikroskopla seçilebilen kılcıklar bulunur. Bunların görevi mukosu (balgam) temizlemektir. Silia diye bilinen bu küçücük kılımsı uzuvlar mikroskopun altında bir buğday tarlasını anımsatır. Sigaranın amansız dumanı ciğerlere gönderilince korkunç bir fırtınanın güzelim başakları yere serdiği gibi, zavallı kılcıkların tüm yararı ve etkisi hiçe indiriliyor. Kılcıklar savunma yeterliliğini yitirince nefes boruları sık sık balgamla tıkanıyor. Sigara kullananın ikide bir öksürerek boğazını temizlemeye çalışması bunun belirtisidir. Sigaradan vazgeçildiğinde bu sakatlık giderilebilir, hasta yerler iyi edilebilir.

Sigaranın oluşturduğu sayısız orman yangını ve başka bir sürü yangın nasıl unutulabilir? Sigara nedeniyle yitirilen iş saatleri, sigortalara hastahanelere dökülen paralar, işgal edilen yataklar, kaybedilen ayaklar, ilaçlara atılan dövizler korkunç sonuçlar arasında. Kadının erkeğin parmakları arasındaki nesneyi umursamadan sergilemesi, yanındakileri rahatsız etmesi katmerli bunalımın başka bir göstergesi. Bilim sigara tüttürenlerin çevreyi saran dumanından onu kullanmayanların çektiği işkenceyi sürekli belirtmekte. Bu yolla kansere ve başka hastalıklara yakalananların sayısı az değil. İkinci elden çektirilen, pasif yolla gelen hastalıklar zinciri deniliyor buna. Çoluk çocuk bu amansız işkencenin mengenesinde.

Nedir bu sigara? Amerika kara parçası bulununcaya dek sigara alışkısının pek bilinmediği bir düşünülsün. 1613 yılında John Rolfe adlı para babası, sömürü yöneticisi, ne ettiğini bil-mez bir vurguncu ilk tütün balyalarını Amerika’dan Avrupa’ya yollamakla bu öldürücü nesneyi dünya çapında kullanıma soktu. Sıraladığımız yıkıcı sonuçlarsa ancak son elli yılda sahneye çıktı. O gün bu gün sigaranın dumanı her yerde tütüyor, tez elden mezarlar eşiliyor. Bir günde tütüne harcanan paralarla yeryüzündeki bütün aç insanlar doyurulabilir, sayısız kişiye ilaç sağlanabilirdi. Yeşaya peygamber İsa’dan yaklaşık 750 yıl önce yaşadı. Çarpıcı bir sözle sigarayı sanki herkese sergiliyor: “Kül yiyor; aldanmış yürek onu saptırmış, canını özgür kılamıyor. Hem de, ‘Sağ elimdeki yalancı şey değil mi?’ diyemiyor” (Yeşaya 44:20). Bu türden düşündürücü açıklamalar var Tanrı’nın canlı Sözü’nde. Eski Mısır’ın, Amerika yerlilerinin kâhinleri kendilerine özgü törelerle oyalanırken sigara yakar, din icapları gereğince putlara üfler, bu arada sunular sunardı. Taşa, tahtaya, madene eğilenlerin anlamsız alışkıları gence yaşlıya ölümcül moda, kan kusturan huy kesildi şu çağda.

Bu zararı, kokuyu ve yaka silkilen belayı ne giderebilir? Sigara isteğini kamçılayan etkenlerin başında bencillik, zevki okşayıcılık ve günah sırıtıyor. “Bedeniniz tepeden tırnağa sağlıksız, taze darbe izleriyle, yara bereyle dolu, temizlenmemiş, yağla yumuşatılmamış, sarılmamış” (Yeşaya 1:6). Bedenin ‘daha daha’ diyen dileklerini dinsel töresel uygulamalar gideremez. Bu yengi ve üstünlük ölümü yenen kurtarıcı Mesih’ten kaynaklanır. Bunları alt edebilen güç Rab İsa Mesih’tedir. O’nun sağladığı ruhsal yaşam gerçekleşince nikotin işkencesinden özgür edilmek kıvandırıcı gönence dönüşür. Bu ilişkide Sevinç Getirici Haber şöyle der: “Çünkü Mesih bağlılığında yaşam veren Ruh’un yasası beni günah ve ölüm yasasından özgür kıldı. Çünkü bedenin gereksiz istekleri yüzünden ruhsal yasanın güçsüzlükten ötürü yapamadığını Tanrı yaptı” (Romalılar 8:2-3)

Daima temiz havayı arayan, buna özenen zavallı ciğerler kirli ve zararlı dumanı içeri sindirmeye zorlanıyor. Ağızdan çekilen o zehirli duman burun deliklerinden dışarıya çıkıncaya dek dille anlatılamayan yıkıcı sonuçları beraberinde taşıyor. Beden parçalarının dili olsaydı her birinin bu yanıltıcıdan çektiği acıyı, ıstırabı açıklayışını dinlemek yürekleri burkardı. Gizli zarar gecinden sırıtır. Akciğerde bulunan nefes borularında sadece mikroskopla seçilebilen kılcıklar bulunur. Bunların görevi mukosu (balgam) temizlemektir. Silia diye bilinen bu küçücük kılımsı uzuvlar mikroskopun altında bir buğday tarlasını anımsatır. Sigaranın amansız dumanı ciğerlere gönderilince korkunç bir fırtınanın güzelim başakları yere serdiği gibi, zavallı kılcıkların tüm yararı ve etkisi hiçe indiriliyor. Kılcıklar savunma yeterliliğini yitirince nefes boruları sık sık balgamla tıkanıyor. Sigara kullananın ikide bir öksürerek boğazını temizlemeye çalışması bunun belirtisidir. Sigaradan vazgeçildiğinde bu sakatlık giderilebilir, hasta yerler iyi edilebilir.

Sigaranın oluşturduğu sayısız orman yangını ve başka bir sürü yangın nasıl unutulabilir? Sigara nedeniyle yitirilen iş saatleri, sigortalara hastahanelere dökülen paralar, işgal edilen yataklar, kaybedilen ayaklar, ilaçlara atılan dövizler korkunç sonuçlar arasında. Kadının erkeğin parmakları arasındaki nesneyi umursamadan sergilemesi, yanındakileri rahatsız etmesi katmerli bunalımın başka bir göstergesi. Bilim sigara tüttürenlerin çevreyi saran dumanından onu kullanmayanların çektiği işkenceyi sürekli belirtmekte. Bu yolla kansere ve başka hastalıklara yakalananların sayısı az değil. İkinci elden çektirilen, pasif yolla gelen hastalıklar zinciri deniliyor buna. Çoluk çocuk bu amansız işkencenin mengenesinde.

Nedir bu sigara? Amerika kara parçası bulununcaya dek sigara alışkısının pek bilinmediği bir düşünülsün. 1613 yılında John Rolfe adlı para babası, sömürü yöneticisi, ne ettiğini bil-mez bir vurguncu ilk tütün balyalarını Amerika’dan Avrupa’ya yollamakla bu öldürücü nesneyi dünya çapında kullanıma soktu. Sıraladığımız yıkıcı sonuçlarsa ancak son elli yılda sahneye çıktı. O gün bu gün sigaranın dumanı her yerde tütüyor, tez elden mezarlar eşiliyor. Bir günde tütüne harcanan paralarla yeryüzündeki bütün aç insanlar doyurulabilir, sayısız kişiye ilaç sağlanabilirdi. Yeşaya peygamber İsa’dan yaklaşık 750 yıl önce yaşadı. Çarpıcı bir sözle sigarayı sanki herkese sergiliyor: “Kül yiyor; aldanmış yürek onu saptırmış, canını özgür kılamıyor. Hem de, ‘Sağ elimdeki yalancı şey değil mi?’ diyemiyor” (Yeşaya 44:20). Bu türden düşündürücü açıklamalar var Tanrı’nın canlı Sözü’nde. Eski Mısır’ın, Amerika yerlilerinin kâhinleri kendilerine özgü törelerle oyalanırken sigara yakar, din icapları gereğince putlara üfler, bu arada sunular sunardı. Taşa, tahtaya, madene eğilenlerin anlamsız alışkıları gence yaşlıya ölümcül moda, kan kusturan huy kesildi şu çağda.

Bu zararı, kokuyu ve yaka silkilen belayı ne giderebilir? Sigara isteğini kamçılayan etkenlerin başında bencillik, zevki okşayıcılık ve günah sırıtıyor. “Bedeniniz tepeden tırnağa sağlıksız, taze darbe izleriyle, yara bereyle dolu, temizlenmemiş, yağla yumuşatılmamış, sarılmamış” (Yeşaya 1:6). Bedenin ‘daha daha’ diyen dileklerini dinsel töresel uygulamalar gideremez. Bu yengi ve üstünlük ölümü yenen kurtarıcı Mesih’ten kaynaklanır. Bunları alt edebilen güç Rab İsa Mesih’tedir. O’nun sağladığı ruhsal yaşam gerçekleşince nikotin işkencesinden özgür edilmek kıvandırıcı gönence dönüşür. Bu ilişkide Sevinç Getirici Haber şöyle der: “Çünkü Mesih bağlılığında yaşam veren Ruh’un yasası beni günah ve ölüm yasasından özgür kıldı. Çünkü bedenin gereksiz istekleri yüzünden ruhsal yasanın güçsüzlükten ötürü yapamadığını Tanrı yaptı” (Romalılar 8:2-3)

kurtar ve kurtulacağım” (17:14). “Kurtuluş RAB’tendir” (Yunus 2:9). Ne bir dinden, ne töreden, ne oruçlardan, ne de psikiyatri tedavisinden olumlu sonuç çıkabilir. Acıklı gerçeği biz günahlı yaratıklarından daha iyi bilen Tanrı, insan bedeni kuşanan kurtarıcı Mesih’i değil salt alkolden ama her illetten kurtarsın diye gönderdi. Yeni yaşamı, yeni istemi ve istekleri verebilen tek kişidir O. Varlığı içkide, ya da başka her çeşit tutsaklıkta kenetleneni İsa Mesih parlak değişmeye ve yeni insanı bütünlemeye ileterek gerçekleştirir. O’nun arıtma, sağaltma, yenileme gücü tarih boyunca denenmiştir. Bu tutsaklığa sürüklenene doğrulttuğu soru şudur: “İyi olmak ister misin?” (Yuhanna 5:6). Günahtan arıtılmış, Tanrı gücüyle yenilenmiş yaşam tazeliği O’ndadır. Sigara, içki, uyuşturucular, vb tümü birer kaçamaktır. Kesin çözümün nerede bulunduğunu kestiremeyen yitik insanın çetin sorunlara çözümsüz çareler araması. Oysa sevgi kaynağı Tanrı yüklü canı somut yardımcıya, kurtarıcıya çağırıyor. Kesinlikle arıtılmak için bu Dost’a iman etmek istemez misin?

Uzmanlar-araştırmacılar içkiden kaynaklanan sağlık sarsıntılarını güngünden daha geniş çapta önümüze sermekte: Alkol kanı pıhtılaştırıp tutkal gibi yapışkan duruma sokuyor. Sıtma ve aşırı yanma etkisi de aynı sonuçları doğuruyor. Kırmızı kan hücreleri yapışkanlığa dönüşünce kanın dolaşımı aksıyor. Sonunda gerekli oksijen beyine ulaşamıyor. Oksijen sa-dece kan dolaşımıyla hücrelere ulaşabilir. Oksijensiz kalan hücreler hemencecik ölüyor, yerine başkaları yetişmiyor. Her içki alemi on binlerce beyin hücresinin ölümüyle sonuçla-nıyor. Alkol karaciğer, böbrek, kalp damarları türünden beden parçalarının hücrelerini de mahvediyor. Bunlardan ayrı, beyinde oluşan zarar ve sarsıntılar arasında sürekli unutkanlık, körleşmiş duygu, karar verebilme yeteneksizliği belirmekte. Alkolik kişinin beyni yararsız bir et parçasına dönüşmüştür. Kuşkusuz yapıcı girişimlerde yararlılık gösterebilirdi o!

Bunalımın tarihçesi çok eskidir. İçki kurbanlarının sayısı tüm savaşlardaki can kaybından da aşkındır. İçki sonucu boşanmalar başka boşanmaları geride bırakıyor. Aileler yıkılıyor, çocuklar dörtyol ağzında kalıyor; içki tutsağı kişinin çoluğunu çocuğunu düşünmek yürek burkucu. Uyuşturuculara tutsak nice genç ilkin alkole yakalandığını, beklediği zevki orada bulamayınca afyona, morfine kayıverdiğini derin üzüntüyle anlatıyor. Gençler ikisini karıştırınca bir felaket dünyası oluşuyor. Her köşede açılmış yaralar sırıtıyor. Alkol tutsağının kişisel istem ve kararla içkiye rest çekebilmesi çetin iştir. Pek çok kişi bunu denedi, başarı elde edemedi. Bireyin iç dünyasında tanrısal eylem gerektir. Bunun nedeni şöyle belirtilir: “Ademoğullarının yüreği kötülükle doludur; yaşamları süresince yüreklerinde delilik vardır” (Vaiz 9:3). İşte bu yürektir aldanan, aldatılan ve aldatan.

Günahlılığını anlayan İsa Mesih’e koşsun. Arıtmaya, yüreği yenilemeye her an hazırdır O. Yeni yaşamın kaynağı O’dur. Şu güvenlik sözü O’na iman edene ilişkindir: “Çünkü her kim Mesih bağlılığındaysa yeni bir yaratıktır. Eskisi geçip gitti, işte yepyeni oldu” (II.Kor. 5:17). Yaşam yüklerinden ve kaygılarından kaçabilmek için kadehe sarılmak, sonuçları yıkım getiren bir zevki aramak öndeki somut fırsatı bile bile tepmektir. Mutluluklar bolluğu Tanrı katındadır. Bunlar Mesih’in kurtarışını imanla değerlendirenindir.

Thomas Cosmades

   

© Copyright www.incilturk.com